Browse By

Sevmek, İhanete Ugramak Ama Terkedememek..!!

Spread the love

kırık kalpAşk vazgeçilmezdir. Bunun nedeni mantığın bitmesidir bence. Eger mantıkla olsaydı her verilen karar uygulanır geriye dönüp bakılmazdı ama bu aşk işte verilen hicbir karar beyin süzgecinden geçmesi ancak iş işten gectikten sonra olabiliyor. Birkere sevmeye görün en kötü alışkanlıklar gözardı edilir. Çirkin olan hersey göze kötü gelmeyebilir.  Bazen o kadar ileri gider ki ihanet bile gözardı edileni bile olur. İşte birşey varki sizi ona bağlayan ama bir türlü çözülmeyen kördüğüme çeviren gözleri kör eden beyni uyuşturan bir sigara gibi sinsice damarlarda gezen, o yokken canınızın hep onu çektiği yokluğunda krizlere gebe bir vucut bırakandır aşk.

Ama  ya ayrılık kacınılmazsa.. Bazen gururdur bunun sebebi bazen de mecburiyettir. kalbi sollayıp mantığın ustun geldiği andır aslında. Mantık terketmelisin unutmalısın dese de bir kösede hep kıs kıs gülendir kalp . Nasılsa beni dinleyeceksin diyendir kalp. Nasılsa en sonunda beni dinleyeceksin der durur. Çünkü ben sana onu asla unutturmayacağım ki nasılsa. Çünkü sen de unutmak istemiyorsun ki..

İşte bu kötü bir o kadar da ızdırap veren durumdan yola cıkan vede cok guzel bir dil ve anlatımla ruhun bam teline akor eden bir yazı gecti elime yine. Pek fazla bu yazıları okumaya meraklı olmasam da her nasılsa okudum ama gercekten beğendim ve siz okuyucularımla da paylaşmak istedim. Kaynağını ve sahibini bilmiyorum o yuzden şimdiden sahibi cıkarsa veye nereden alıntı oldugu yazılırsa hem tebrik eder hem de kaynağı belirtiriz. İşte bu guzel şiirimsi yazı. Yazan arkadasın yüreğine sağlık.

Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilir siniz.

Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında…

En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır;

İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.

Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır.

Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak…

Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; “Ölmek var, dönmek yok”tur.

Gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını…

Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya…

Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:

“Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa…”

Başkalarını örnek göstermeye, “Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız.

Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.

Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz.

“Eskiden böyle miydi ya…”  diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı;

Açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından…

Böyle süremeyeceğini bilirsiniz.Değişsin istersiniz.

O, sevgisizliğinize yorar bunu… İhanete sayar. 

Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. 

ya sev böyle ya da terk et die gürler

Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya bir kabusa dönüşür birden…

 kapatır gönlünün kapılarını yasaklar kendini size horattır bakmaz yüzünüze

Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder.

mühürler dudaklarınızı yırtan atar yazdıklarınızı siler sizi defterden

“İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için…” dersiniz, dinletemezsiniz.

Ayrılırsanız yaşamayacağınız bilirsiniz, ama böyle de sevemezsiniz

İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz…

“Madem öylenin”çağı başlar ondan sonra…

Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir,

Madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde  “günah sizden gitmiştir”. 

Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip  gitmeleri denersiniz.

Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece….

Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre…

Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni…

Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur.

Delikanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye

Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla

bana ne kendi seciimi diye omuz silkmeye cabalarsınız bir süre

 

Ama sonra ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp elen bir koku, hatırlatır onu  yeniden

Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. 

Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir  kadeh şarap içmeyi…

Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye…

Dönüp “Seni hala seviyorum” diye bağırmak geçer içinizden… 

Dönemezsiniz…

Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.

Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz…

Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem “Ne olacak sonunda” kuşkusu…

 

Böyle sevemezsiniz,

 

terk de edemezsiniz.

 

SÜRÜNÜR GİDERSİNİZ…..

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •  

4 thoughts on “Sevmek, İhanete Ugramak Ama Terkedememek..!!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Kopyalama ne olur Çalış Senin de Olur..! Ayıp yaa..!