Browse By

Japon Balığı ve Felsefesi .. İbret Alınacak Bir Hikaye

Spread the love

japon balığıHayat gercekten bir savaş tadında sürüyor. Her anı her saniyesi mücadele. İlkkulda başlarız yıldızlı peki alıcam diye kasmaya . Sınıfın birincisi olmaya calısır. Sonra lise hayatı ve sınav maratonu ve stress. Kazanabilecekmiyim acaba kazanırsam nereyi kazanabilirim. Sonra iş hayatı başlar.. Kendini kanıtlama cabası, sonra yükselme ve rekabet, fırsat yakalam ve yükselme . Baktık olmadı yeni bir arayısı en başa donulur tekrar aynı aşamalar devam eder. Bu hayat boyunca hep devam eder gider..

Çoğu zaman yıkılacak duruma geliriz bazen pes ederiz oyundan cıkarız .Ama aslında hayatta yükselmenin ve istediğini ele gecirmenin asıl anahtarı zorluklara karşı dayanma gucunuz yani direncinizdir. Hayatın zorluklarına ne kadar cok direnç gösterirseniz o kadar zorluklara bağışıklık kazanmanız kacınılmazdır. Sizlerle paylaşmak istediğim hikaye de buna muthiş guzel oturmuş. Hikayedeki zorluklar hakikten insanı bezdirecek cinsten ama bununla başa cıkmanın yolunu okudugunuz zaman sizlerde inanıyorum ki tekrar dusuneceksiniz.

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir.

Fakat Japonya sahillerinde bol balık

 bulmak mümkün olmamaktadır.

Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek

 için daha büyük tekneler

yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir.

Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de

daha çok vakit alır olmuştur.

Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan

 balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.

Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın

lezzetini sevmemişlerdir.

Bu problemi çözebilmek için balıkçılar

teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır.

Böylece istedikleri kadar uzağa

gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş

 olarak saklayabileceklerdi.

Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet

farkını hissedebiliyordu.

Ve donmuş olanlara fazla para ödemek

 istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık

akvaryumları yaptırdılar.

Balıklar içeride biraz fazla sıkışacaklardı,

hatta, birbirlerine çarpa çarpa birazda

 aptallaşacaklardı, ama yine de canlı kalabileceklerdi.

Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da

lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın,

canlı, diri hareketli taze balığa göre

 lezzeti yine de etkilenmişti.

Balıkçılar nasıl olacakta

Japonya’ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi?

Siz olsaydınız ne yapardınız ?

Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir

eş buldunuz veya çok başarılı bir firmaya

girdiniz, borçları ödediniz v.s.

Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız

 gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız?

Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı

 savurmaya başlamaz mı?

Japonların taze balık probleminde olduğu

gibi çözüm aslında basittir.

1950’lerde L.Ron Hubbart’ın gözlemlediği üzere:

 İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa

 anormal çabalar sarfeder.

Ne kadar akıllı, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle

 uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.

Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adım adım
çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız,

 heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.

Japonlarda balıkları yine teknelerindeki

akvaryumlarda tuttular,
ancak içine küçük bir de

 köpekbalığı attılar.

Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu,

 ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kalabilmişlerdi.

Buradan da görüleceği üzere problemlerden,

uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir.

Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. 

Ümitsiz olmayın.

Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha

 çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın.

Beyninize bir

köpekbalığı atın ve nelere

 ulaşabileceğinizi o zaman görün… 

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Kopyalama ne olur Çalış Senin de Olur..! Ayıp yaa..!