Browse By

İzmir’den Marmaris’e Uzanan Tatil Duraklarım

Spread the love

Biz İzmir’liyiz.. Balkonsuz evde yaşayamaz, yeşillik ve sebze yemeden yemek yedim demez, balığı rakısız yemez, deniz olmadan yaşayamaz, denizin tuzunu içine çekmeden nefes alamayız. Ehli keyifizdir bir de.. Kızlarımız güzel ve özgür, insanımız modern, hoşgörülüdür. Evet simite gevrek de deriz, çekirdeğe çiğdem de.  Tatili de severiz. Bir yanımız Foça, Dikili, diğer yanımız Seferihisar, Gümüldür ve Çeşme’dir.  Bir nevi açık tatil köyü gibi. Başkasının 6 saatte geldiğ yol bize 1-2 saat uzaklıktadır en fazla. Ama bazen burası da yetmez bize. İzmir güzeldir ama mavidir biraz yeşili eksiktir guzel memleketimin. İnsanın canı bazen ikisini bir arada çeker. Ben bu açlığımı Muğla ama özellikle Marmaris ile gideriyorum.

Her sene mutlaka fırsat buldukça birkaç kez yaptığım İzmir’den Marmaris’e seyahat duraklarımı paylaşmak istedim sizinle. Hersene ayrı bir heyecan ile başlarız hazırlığa. Gün belli olduktan sonra. Tatil dediysem de sanmayın öyle krallar gibi tatil. Yok öyle bizde hersey dahil otele gidip açık büfe bayat yemekleri tabağa dizip gömüp sonra bütün gün havuz başında malak gibi yatmayı. Tarzım değil sevmem. Madem öyle zevkim vardı neden çıkayım İzmir’den. Ben doğayı seviyorum. Ağacı börtü böceği seviyorum. İnsanın tenhasını, herkesin gitmediği yeri seviyorum. Tek ihtiyacım olan bir oda kahvaltı pansiyon, şampuan, bir termos iki de açılır portatif şezlong sandalye. Daha ne olsun. Kalabalık, popülerlik sevsem götümün dibinde selfi kraliçesi, insatgaramcıların vazgeçilmezi, ahiret gibi kalabalık Alaçatı var. Ama ne işim var önünden bile geçmem oranın mecbur olmasam.

Önce nereleri gezeceksem o yerlerin en ortasına denk gelecek bir apart otel bulurum. Bunun için eskiden booking.com vardı. Hey gözünü seveyim ne rahat ve güvenilirdi. Rotamı çize planımı yapar kalacağım yerlerde günlük apartlarda kalırdım. Her güzel ve kaliteli şey cezalandırıldığı için bu ülkede ona da rant uğruna yasak koydular. Rant varsa iktidarımız asla paylaşmaz bildiğiniz gibi. Onun yerine istemeden de olsa booking.com’un Türk çakması olan ets’den bakıyorum bu yerlere.  Rant demişken booking’i yasaklatan ets’sin sahibi şu an ki kültür ve turizm bakanımız ne tesadüfdür (!)  ki.

Bu arada ufak bir tavsiye internetten  kalacak yer bakarken yeri ayırtmadan önce internetten karar veridğiniz yeri telefonla arayıp yine de fiyat sorun. Bazen daha uygun fiyat verebiliyorlar. Hiç yoktan iyidir.Hiç unutmam üç sene önce Akyaka’da bir apartta kalmaya karar verdik. Tam booking’den rezervasyon yapıyordum ki bir de şu oteli arayayım dedim. Telefona cıkan apartın sahibi o zaman 5 gün kalacağım fiyata 6 gün kalacak kadar indirim yaptı. Bir de oranın insanı samimidir ya. Şu cümleyi kurmuştu. “Yeğenim sen sikesin interneti ona komisyon vereceğime senin cebinde kalsın paran ben ayırdım yerine merak etme” demişti.

çine vadisi kayalık alanlar

çine vadisi kayalık alanlar

Apartımızı ayarladıktan sonra yolculuk hazırlıklarına başlıyoruz. Yıllık izinde isem genelde pazartesi yola çıkarım. Ama bir gün uzasın daha istersem pazar günü çıkıyorum İzmir’den. İzmir Marmaris arası salına salına 3-3,5 saat yol çekiyor. Hem gideceğim yere erken saatte daha millet ayaklanmadan deniz kirlenmeden varıyorum hem de zifiri karanlıkta ve serinlikte yolda yıldızlara baka baka gidiyorum. Benim sevdiğim seylerden biri de sabaha karşı yola cıkmak. Sabahın o saatinde açık fırın bulursanız ki cok muhtemel hemen girin ve taze boyoz alın. Sıcacık ve çıtır çıtır. Mis gibi kokar. Arabayı sağa çekip ,termostan çayı doldurup çekersin içine güzel havayı. Çay boyoz ziyafeti çekersin. Yiyemeyeceğin varsa da iştah deli gibi açılır o havada.   Mesela Aydın Çine ve Yatağan arasında cok özel kaya oluşumlarının olduğu bir yer vardır.  Çine Vadisi diye geçer. Doğanın gücü mü dersiniz yoksa bir büyü mü? İnanılmaz sekilde kayalar yassılaşmıştır. Sanki insan eliyle dikkatlice üst üste konmuş gibidir. Hayret ve hayranlıkla izlersiniz.  Peri bacaları gibi tuhaf şekiller vardır.  Hayran kalmamak elde değil.

Buradan sonra artık Muğla’ya geldiniz demektir. Zira az sonrası Yatağan’dır artık. Yeşillenmeye başlar etraf. Bozkır ve maki yerini Çam ağaçları almaya başlar. Ortam değişir sanki il sınırı ile beraber. Muğla kokar her yan artık.

Şöförlerin korkulu ruyası Sakar Geçidi yaklaşır.  Bu bölgede görebileceğiniz en yokuş ve virajlı yoldur. Saatte 30-40 km ile inebilirsiniz. Akyaka’nın hemen üstüdür. Buradan geçenler buradaki bir noktada araçların yoğunlukla park ettiğini görür ve merak eder. İnsanlar ellerinde selfie cubukları ile manzaranın yani akyaka ve Gökova’nın güzelliğini ölümsüzleştirme telaşındadır adeta.  Merak bu ya ilk gidişinizde böyle güzel bir manzara da beklemiyorsunuz. Tutulup kalır insan. Bir kuş gibi tepeden bakarsınız güzel Akyaka’ya. Göz alabildiğince mavi deniz ve onu saran yeşil duvar. Ve ortda küçük bir sahil kasabası Akyaka.

akyaka manzara

akyaka gökova körfez manzarası

Güzel bir dağ yolundan inersiniz Akyaka‘ya. Bir tatil kasabası havası hemen karşılar sizi. Küçüktür ama samimidir. Her sene biraz daha büyüse de hala o havasını kaybedip Alaçatı gibi yoz olmamıştır henüz. Hala daha ucuzdur, tatilci dostudur burası.

En güzel yeri Kadın Azmağıdır. Sahilden 10 Tl’ye küçük tekneler yarım saatlik bir tura çıkarır sizi. Buz gibi ve cam gibi temiz suyu karşılar sizi. Turkuaz’a çalar rengi. Suyun berraklığında teknenin altında dolaşan sazanları, üstüne yüzen kazları ve ördekleri, sazlıktaki su kaplumbağaları ve götü donarak yüzmeye çalışanlar görebilirsiniz.

Çok kaliteli olmasa da azmak kenarında yemek ve kahvaltı veren mekanlarda kahvaltı yapabilir hemen altında geçen çaya ayağınızı sokabilir buz gibi biranızı da yudumlayabilirsiniz.

akyaka kadın azmağı

akyaka kadın azmağı

Küçük çarşısı vardır buranın. Genelde hediyelik eşyalar satar. Magnettir biblodur takıdır her turistik yerin klişesi yani. Çarsıdan sahile bir sokak yürürsünüz güze bir sahili vardır. Şezlong öyle cok pahalı değil Çesme gibi dedim ya üzmez adamı. Yeme içme de oyle korkmayın. Ama denize girecekseniz ve manzaraya doyamadım bir mazara daha izleyeyim derseniz sahilin az ilerisinde Orman Kampı‘na uğrayım derim. Kampın ucunda denize inen bir merdivenden mis gibi suya atlayabilir. Yüzdükten sonra yine merdivenden tepeye cıkıp panoramik körfez manzarası çekebilirsiniz gün batımında.

Buradan günlük tekne turları vardır. Marmaris’in diğer yerlerine göre daha uygun ve nezihtir. Ve cok güzel koylara götürür. Ayrıca Sedir Adası da turun içine dahil. Meşhur Sedir Adası ve kumu dünyaca ünlü Kleopatra plajı da bu adadadır. Kumları o kadar değerlidir ki ( ama bana bir PR çalışması gibi geliyor ) sahilin bir bölümü kapatılmıştır kumlar zarar görmesin diye. Bir de Sedir adasından cıkıp tur teknesine binerken teknenin elemanları durup duruken ayağınıza bir kova suyu boşaltır. “Hayırdır birader neden döküyorsun suyu ayağıma?”  diye sorarsanız “Abi ayak yıkamadan binmek yasak kumların temizlenmesi lazımmış” derler. Sedir Adasına giriş ücretli. En son gittiğimde biraz daha zam yapılmıştı. Ama içi de güzel bir ada. Bilmem kaç yüzyıl öncesinden kalma yapılar ve güzel bir antik tiyatrosu da var içinde. Görülebilir bence. Tekne yaklaşık 1 – 1,5 saat mola veriyor burada. Ben para vermem derseniz de zaten demir attığı yerde de gayet güzel çimebilirsiniz.

Buradan 30 km boyunca  cok güzel bir orman ve sahil yolu ile orman kampının içinden gecen yola girerseniz  Ören’e ilerleyebilirsiniz dilerseniz. Orman kampında çadır da kurup kalabiliyorsunuz. Bu yolda arabayı koyacak bir yer bulursanız birçok bakir koyda denize girebilirsiniz ama bakir olduğundan deniz kestaneleri bakir ayağınızı bozabilir :) Ören den hemen önce Akbük sonrada Çökertme’ye kadar daha manyaklar Bodrum’a kadar ilerleyebilir ama tavsiye etmiyorum :)

Akyaka’yı gectikten sonra ilerden yol ayırımı var. Düze devam ederseniz Fethiye’ye 2 tuşuna basıp ( cocukluğumun TV oyunu Hügo aklıma geldi ) sağa dönerseniz Marmaris yoluna girersiniz.  Sağlı sollu çam ağaçları size eşlik eder yolda. Tatlı virajlı ama zevkli bir yoldur.  Güzel ve keyifli bir müzik eşiliğinde harikadır bu yol. Yolda birçok güzel et yemekleri yapan restoran da mevcut.  Marmaris merkeze varmadan önce bir fotoğraflık yer daha vardır. Ey Marmaris sen mi büyüksün yoksa ben mi ? diye bağırabilirsiniz.  Yine yeşil ve mavi ama bu sefer biraz betonlu bir manzara karşılar sizi.

içmeler sahil

içmeler sahil ve marmaris

Marmaris merkez sezonda pek öyle çekilecek bir yer değil maalesef. Park yeri sıkıntısı. Kalabalık ve trafik adamı yıldırır. Ha ne yaparsın burada bol ingiliz ve Rus turist içeren devasa bir çarşısı vardır. Ne ararsanız vardır. Müzik, gürültü, alışveriş. Nabza göre artık ne isterseniz ama ben buraya pek girmemeyi yeğeliyorum. Hiç içeri girmeden İçmeler’e devam ediyorum.

Marmaris’e nazaran daha sevimli bir belde burası. tahmin edemeyeceniz kadar apart pansiyon var burada. Yeşilliğin içinde güzel bir yer İçmeler. Keske dedem zamanında bir arsa çevirseymiş diyebileceğiniz, yerlisini kıskanacağınız bir yer.  Marmaris ile orman arasına sıkışmıştır.

İçmeler’in içinden gecerken dağa doğru bir yol gider ve tabelalar Turunç‘u gösterir.

turunç manzara

marmaris turunç

Çok enteresan bir yolu vardır buranın. Oraya iki şekilde ulaşılabiliyor. Ya tekne ile sahilden ya da dağı aşarak karadan. Evet buraya arabayla gitmeniz için dağın tepesine kadar dar bir dağ yolundan ilerleyip aynı şekilde tepeden aşağı kadar yine dolanbaçlı yolda inmeniz gerekiyor. İtiraf edeyim ki ilk gitiğimde biraz da acemi olmam nedeniyle biraz yol korkutmuştu beni. Ama Marmaris merkezden ve İçmeler’den Turunc’a gece 02’lere kadar gayet güzel dolmuş inip çıkıyor.  Buranın da gayet buyuk ve güzel bir çarşısı kendine yetecek kadar apart oteli vardır. O dağı inip cıkmayı gözünüz yerse gidip gelebilirsiniz.

İçmeler’den Hisar önüne giderseniz güzel bir güzergaha girersiniz. İki yol var biri Marmaris’in dışından devam eden dağ yolu ki bu da cok virajlı ve ağaçlı bir yoldur bir diğeri ise İçmeler’in içinden ormanın tam kalbinden gecen kuş ve ağustos böceklerinin sesinden başka ses olmayan harika bir orman yoludur.  Bir arkadasımı bu yoldan götürdüğümde bana söylediği şu cümleyi hala hatırlarım. ” Dostum bu yol harika ya, kusura bakmayın cok yaşa gidip manzaranın tadını cıkaracağım” demişti. İşte öyle bir yol. Burdan devam ederseniz sizi Hisarönü’ne cıkaracaktır.  Hisarönü’nünde gecerken yine doğa harikası ama herkesin bilmediği bir yer vardır. Yine ufak bir tabelada yazar ismi. Dikkatli gecmek lazım.

börüdbet

bördübet bungalov evler

Ormanın içinde Bördübet denen bir bölge. Romantik aşıkların yeni ciftlerin ağzının suyunu akıtacak cinsten bir yer. Bu bölgede dokuya zarar vermeden yerleştirilmiş pansiyonlar var ki genelde bungalov tarzından yerleşimleri var. Evet biraz pahalı buralarda kalmak ama paranız varsa ve bir de sakinlik ve huzur arıyorsanız burası mükemmel bir lokasyon. Kuş ve kurbağa sesleri her yanınızı sarıyor.  Küçük kanolarla iniyorsunuz sahile , doğa yürüyüşleri için cok güzel parkurlar da var ayrıca. Ên son okuduğumda bir fok bile yaşıyordu. Çok istedik kalmayı burada ama bütcemiz hicbir zaman yetmedi maalesef. :(

Hisarönünden devam ederseniz Orhaniye’ye varırsınız. Meşhur Kız Kumu’da buradadır. Ama Kız Kumu’nu anlatmadan size bir kahvaltı için bir mekan tavsiye edeyim ki bu çevredeki bence en iyi ve kaliteli kahvaltı mekanı olan İncir‘i tavsiye ediyorum. Güleryüzlü sahibesi ve harika kahvaltısı uygun fiyatı ile herkesin bir mola vermesi gereken bir yer. Ayrıca misafirleri için denize girebilecekleri küçük bir plajı ve güzel şejlongları da var.

kız kumu

hisarönü kız kumu

Güzel bir mola için iedeal. Çünkü Kız Kumu’nda dilek dileyip yürümeden önce biraz enerjiye ihtiyacınız olacaktır.  Kız Kumu adeta denizin üstünde yürüyormuşsunuz hissi veren bir oluşum. Hikayesini buradan okuyabilirsiniz . Yerel bir efsaneye göre bir aşk hikayesine dayanıyor adı.  Eğer dileğinizi dileyip kız kumu’nun sonuna kadar yürüyüp dönerseniz dileğiniz gerçeğe dönermiş. Ben ve eşim 3 sene önce bunu yaptık. Sonradan birbirimize dileğimizi söylediğimizde ikimiz de “ev almayı” dilediğimizi öğrenmiştik. Gercek ya da değil ama suan Allah’a cok şükür ki borç harç da olsa suan bir evimiz var.  İnanmakla ilgili hersey. Kaybedecek bir şeyiniz yok sonuçta. Belki de bu yürüyüş size inanmanız için gereken ilk adımı attıracak size. Kim bilir ? Hiç birşey olmadı. Yürürken o ılık suyun bacaklarınıza vurmasını hissedersiniz ve sıcaktan bunalısanız atarsınız kendinizi suya serinlersiniz.  Daha ne olsun.

selimiye

selimiye köyü sahili

Burdan devam edin ve son durağımız olan Selimiye‘ye gidin mutlaka. Ben o kadar yerde denize girdim ama Selimiye’nin denizi kadar güzel ve temiz bir deniz görmedim. Harika. Alın bir gözlük bir şnorkel saatlerce yüzün. Denize sıfır pansiyonları ve güzel bahçeleriyle küçük ama harika bir belde burası. Son zamanlarda biraz daha popüler oldu ve pansiyonlarda yer bulmak biraz zor ve pahalı olabiliyor. Henüz daha İstanbul yamyamları buraya çökmemiş ve burası henüz bozulmamışken mutaka gidin görün.

İşte böyle sevgili dostlar. Bu yazıyı yazarken ben de tekrar o anıları ve güzellikler yaşadım inanın. İzmir ne kadar güzelse Muğla’nın doğası ile bence İzmir’liyi bile kendine aşık ediyor.  Dedim ya borç harc bir ev aldık. Borcu bitince inşallah emekliliğimizi burada yaşamak istiyoruz.

Ama korkumuz yok mu ? Çok var? Gerek günümüzdeki gerekse gelecekteki gözünü para hırsı  bürümüş, doğa düşmanı denizi ancak kenarına otel ve club konacak yer sanan cahil müteahitlerden buraları korumak en büyük amacımız olamalı. Evet biz burada yazıyoruz şurası güzel şurası harika diye ama biz bunları paylaşırken inanın ki buralar daha cok popüler olup barzolar doluşacak doğayı ahengi bozup ormanları yakıp betondan pis kaleler dikip halkın plajlarına çöküp beach clup yapacaklar TOKİ heryeri zevksiz beton bloklarla cevreleyecek en güzel koylar güç sahiplerine yakın simsarlara peşkeş çekilecel diye cok korkuyoruz. Çünkü bu aç gözlüler ayder yaylasını, uzun gölü, bodrum’u, çeşme’yi betona boğmadılar mı her yeri bar ve birbirinin benzeri gürültü kirliliğinde yuvarlanan zengin bebelerin baba parası ezdikleri beach clublarla doldurmadılar mı?

Umarım bu tedirginliğimizde haksız cıkarız ve bu güzellikler şimdiki güzelliklerini her zaman korur ve öyle kalırlar. Ama burda en büyük sorumluluk yine bize düşüyor. Her platformda bu çakallara, politikacı peşkeşcileri karşı durmamız gerekiyor. Buraların yerli insanları da buraların güzelliği kaldığı sürece kendilerinin de mutlu ve zengin olacağını bilmesi gerekiyor yoksa emin olun biz karşı cıkamazsak bu çıkar görgüsüz ve cahil çakal gurubu (siz tahmin edersiniz ) 5 yıla kalmaz burayı çirkin oteller ile çevirip birilerine saraylar yaptırıp geriye birşey kalmayıncaya kadar sömürürler. Altın madencilerine verirler, mermer ocağı açtırırlar ne bileyim her yıl oteller yer açmak villalar için imar vermek müteahhit zengin etmek için planlı yangınlar cıkarıp mahvederler bu güzelim yerleri. Aman dikkat.!

Sağlıcakla kalın.

 

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Kopyalama ne olur Çalış Senin de Olur..! Ayıp yaa..!