Browse By

Fenerbahçe’de Neler Oluyor ?

Spread the love

20 yıllık Aziz Yıldırım iktidarının son 5 yılı oldukça sancılı gecmişti.  Başkanlık görevi,her gücü elinde tutan güç manyağı gibi diktatörlüğe ve kulübün sahipliğine evrilmişti.  Tesisleşme ve kurumsallaşmadaki başarılardan sonra bir türlü gelmeyen sportif başarı, muhalifleri ezmeye yönelik demir yuruklu yönetim şekli son olarak da klubün son zamanlardaki yaşayan efsanesi Alex de Souza’nın da haketmediği şekilde tercuman Samet‘in de onaylamasıyla gönderilmesi bardağı taşırmış bir lider arayışındaki muhalefetin hem ekonomik hem de karizma olarak lider özelliklerini barındıran Ali Koç’un er meydanına cıkmasıyla kulupte yeni doğum sancılarının başlamasına sebeb vermişti.

Yapı Kredi, Aygaz, Beko’nun pardon Ali Koç’un kongrede Aziz Yıldırım’ı ezerek başkan olmasından sonra Fenerbahçe’liler uzun zamandan sonra sandıklara sakladıkları sarı lacivert atkı ve formalarını tekrar gün yüzüne cıkarmışlardı ve güzelce ütülemeye başlamışlardı.  Ali Koç başlarken arkasına müthiş bir destek ve rüzgar alıyordu.  Diktatörlükten demokrasiye, populizmden  gerçekçiliğe, savurganlıktan tasarrufa, futbol hayatının sonuna gelmiş bezgin yıldızlardan genç ve futbola aç savaşcı ekibe döneceğini ısrarla tekrar ediyordu. Vizyon ve misyon diyordu en kurumsal diliyle..

Nihayet sezon başlamak üzereyken herkesin aklında aynı Alex de Souza gibi Aziz Yıdırım’ın tabiriyle tesislere karı getirmesini ve onu çağırmamasını neden göstererek takımdan göndediği 3 yıl önce müthiş bir hırs ve dinamizimle takımı daha ligin sonu gelmeden yani nisan ayında şampiyon yapan son şampiyon teknik direktör Ersun Yanal vardı.  Herkes artık Kadıköy’de baskılı ve bol gollü galibiyetleri özlemişti. Gecen yıllarda Aykut Kocaman futbolu denen geride al gülüm ver gülüm, orta sahada ben almam sen al, ilerde adaya düşen Robinson gibi yanlızlık çeken forvet hattı ile dikkat çeken  ama aslında tipik sıkıcı  İtalyan Futbolundan bıkmıştı. Ali Koç da dahil. Yeni heyecan yeni hoca gerektirdiğinden ALi Koç Aykut Kocaman’la çalışmaktan vazgecti. Belki az da olsa Aykut Kocaman’ın şansı olabilirdi fakat patlak veren ucu kulubun facebook şifresini çalmaya kadar varan veri hırsızlığı ve ajan skandalı sonrası bu şansı da kaçmış oldu. Ama Ali Koç hala vizyon diyordu ve bu anlattığı vizyonda biraz da “oynamayanın amına korum” , “yenilsenizde sikimde değil” gibi dobra sözleriyle takımı ateşleyen sözlerle alaylı gibi duran Ersun Yanal’ın pek yeri yoktu.

Sezona genc ve hırslı bir teknik drektör ile anlaşarak başladı. Bu Philip Cocu’ydu. Ama Ali Koç Fenerbahçe tarihinde Hollanda’lı bir hocanın bir başarısı olmadığını gözden kaçırmıştı.   Guus Hiddink , Dick Advocaat  her ne kadar dünya capında hocalar olsalar da Guus Hiddink Atatürk havaalanında arkasından atılan patateslerle , Dick Advocaat ise anasıyla alakalı pankartlarla ayrılmıştı memleketten meleketine doğru aktarmasız uçuşlarla. Türkiye gibi teknik taktik istatistik bilimle çalışan hocaları değil herşeyi gazla halleden hocaları seviyordu ve ne yazık ki bu hocalar da Türkiye’de hep daha başarılı oluyorlardı.  Ayrıca Ali Koç’un gösterdiği vizyon ve misyon gereği takımın başına Damien Comolli adında Fransız bir müdür de getirdi. Ama bilmediği bu arkadas hereye Fransız’dı.

Aziz Yıldırım zamanında miras kalan bir borç dağı ve pazar şemsiyesi nedeniyle sınırlı bir bütçeyi emrine verdi bu Fransız müdürün. Önce bütçe yaratma adına takımın en iyi oyuncularını amale pazarında satar gibisattı. Josef de Souza,  Gulliano ,Fernandao hatırı sayılır bir tutarda satıldı. Şimdi sıra bu bütçeyi akıllı transferler ile kullanmaktı. Ali Koç her ne kadar Comolli gel bu parayı dolara yatıralım vak dolar fırlayacak diyorlar dese de Comolli para ticarette başkan diyerek bu teklifi reddetti. Birde  UEFA’nın da kılıcı kulubun tepesinde sallandığı için daha çok kiralama yoluna gidildi. Bunun için takıma Andre Ayew, İslam Slimani, Yassine Benzia  kiralık Diego Reyes, Michael Frei,  Jailson gibi futbol yetenekleri üst düzeyde (!) olan oyuncular da bonservisleri ile alındı. Barış Alıcı, Berke Özer, Ferdi Kadıoğlu da Elif Elmas’ın bile doğru düzgün oynamadığı takıma genç yetenek olarak alındı.  Şimdi sıra takım olmaktaydı.

Pek hersey istenildiği gibi olmadı her hafta saçma sapan mağlubiyetlerle ve ne olduğu belli olmayan bir futbol ile ligin dibine yani Fenerbahçe tarihinin en kötü istatistiklerine imza atıdı. Tabi bunun sebebi olarak da Phlip Cocu ve yardımcısı Erwin Keoman da tesislerden atıldı.  Takımın bu haline isyan eden cefakar ve fedakar taraftar Ali Koç’a homurdanmaya başlamıştı. Ama Ali Koç daha birkaç hafta önce Ersun Yanal ile çalışmayacağını dile getirmiş ve vizyon misyon diyerek adeta taraftara varoş cekmişti. Ama her inat bir göt korkusuyla biter ya bu da böyle oldu işte . Ve taraftarın sevgilisi hırs küpü ve anası sanki onu Şükrü Saraçoğlu stadının çimlerinde doğururmuşcasına Fenerbahçe’li bir duruşu olan Ersun Yanal’a kavuşmuştu artık.

Ama çürük ve bayat domates ve biberden nasıl güzel mememen olmazsa usta aşçı Ersun Yanal da bu bozuk üründen iyi bir yemek yapamadı. Belki yeniyordu ama tadı kıvamı ve lezzeti yoktu menemenin. Yavandı.  İte kaka  düşe kalka son hatalarda rakiplerinin de ya kötü yola düşenler ya da teskere bekleyen asker gibi amaçsızca ligin bitmesini bekleyen  takımlardan oluşmasıyla ligi 6. sırada bitirdi.

Yeni sezon yeni şans ve ya nasip diyerek yeni sezona girilmişti.  Beyin tramvasından cok beyin amcıklaması geçiren hem taraftar hem de takım önce domestosla temizlenip çöpten arındırıldı. Ama ne hikmetse o koca sezondaki çöpleri eve taşıyan o değilmiş gibi ıslık çalıp salak yapan Comolli’ye elleşilmedi yeni sezonda da. Adamın ya arkası sağlam ya da arkasında sağlam kozları vardı. Başkan Ali Koç yine bildiğimiz gibi vizyon misyon komisyon falan diyerek kaldığı yerden devam ediyordu.Bir yandan da Comolli^ye o Slimani’ye verdiğim parayı dolara yatırsaydık bak şimdi taksite girer Ronaldo’yu alıdırk diyerek trip atıyordu.

Ersun Yanal yeni sezon açılısında Comoli krovasanını emüklerken bir ara başkanı tenhada yakaladı ve “Başkan hani gecen sene Rize’de ebemizi siken, bize 3 posta çakan, dişleri ayrık, gollerden sonra payduşka oynayan sırma boylu bir göçmen oğlan vardı Vedat hatırladın mı bana alsan ya onu diye ricada  bulundu.  Başkan olur dedi zaten Slimani kerestesinden sonra oraya Nartallo‘yu koysak sırıtmaz diyerek ilk uçakla demli çay diyarı Rize’ye uctu ve bu senen nisan seneye yazın da düğün diyerek transeri bitirdi.

Arkasından gecen seneki umulan ama tutmayan Diyanet destekli futbolcu kadrosunda İslam Slimani’den boşalan kadroyu bu sefer Avrupa görmemiş bir müslüman evladı olan İran’lı Allahyar Sayyadmanesh ile doldurdu sonucta maneviyat önemliydi ve olur da işler ters giderse taraftar küfür etmesin diye önlem de almış oldu.

Kaleciliği iyi ama davranış notu kırık olan ve yeni sezon forma çekimlerinde üstüne uyan kıyafet bulmakta zorlanılan Volkan Demirel yerine genç ve hem kendi hemde geleceği parlak bir kaleci olarak Altay Bayindir da kadroya yazıldı. Bitti mi ? Tabiki bitmedi. Alman poker gecelerinin blöf uzmanı Max Kruse de orta sahayı pas’lamak üzere transfer edildi.  Kimsenin adını bilmediği haber değeri taşımayan doğru düzgün Türkçe konusamayan gurbetçi kadrosunu da Murat Sağlam ile yeşillendirdikten sonra gecen sen göt göbeği yüzünden halı saha abisine dönen Ozan Tufan’ın fit şekilde takıma dönmesi ile adete yeni transer yapılmış gibi oldu . Zaten Alanya’dan kulübe dönen Ozan Tufan kulubun güvenlikçileri de tanıyamamış bir süre çay söylenerek oyalanmış içerden ” Salın la adamı” talimatı gelmesinden sonra tesislere girmeyi başarmıştır.  Son olarak da aslen Brezilya sıcağına alışık olasına rağmen Suudi Arabistan sıcağında götünden akan terlerin bacak arasında pişik yapması sebebiyle hayatındn bezen bu nedenle Fenerbahçe’nin transfer teklifini ” yol yemek sgk istemez abi  bana klimali bir ev bulun ben 2 milyon euro’ya da gelirim diyen Gary Rodrigez ile transferi sezon öncesinde tamamlamaya yaklaşmıştır.

Bunca çoluk çocuk torun tombalak takıma doldurduk kulup kreşe döndü amk bunlara bir abi lazım diye kafasında tikiler dönen Ali Koç yine bir fırsatta onu kıstıran Ersun Yanal’ın ” Başkan antermanlar uzun, kamplar uzun konusacak bir adam bulamıyorum söyle yaşı yaşıma uygun ne dediğimi anlayan akranım bir topcu da alsak ya ” demesinden sonra 40’ına merdiven uzatmış Emre Belözoğlu’nu alarak kadrosunu güçlendirmiştir.

Sezon başında sarı kanaryalar ilk ciddi hazırlık maçlarını futbolcuların bile ancak Fifa 2019 ve PES’de olmadı Digitürk’de görebileceği yıldız oyuncuların da yer aldığı Real Madrid, Bayern Münih ve Tothnam ile Audi Cup’da oynadı.  Mactan sonra yeğene forma kapmak için topçuları takip ederken futbol oynamayı unutan topçuları nedeniyle Bayern Münih’e 6-1 , Real Madrid’e de 5-3 yenildi.  Tottenham ise bu durumda ” Size Allah vurmuş ben vursam ne olur” diyerek maç oynamadı.  Diğer maçda da başka takım olmadığından Cumhuriyet Kupasında Sivasspor ile final oynayan Fenerbahce burada da yokları oynadı ama pek rolu alkış almadı.

Ama ne olduysa lig başlaken oldu. Onca dayaktan sonra ligin ilk haftasında ligin en çelimsiz, en zayıf takımını karşısında bulan kanarya bu garipleri Allah ne verdiyse Mazlum‘a vurur gibi vurdu ve komalık etti.  Takım havaya girmişti. İlk haftadan Yiğidolar Beşiktaş’a , horozlar Galatasaray yürürken hamsiler yerinde sayıyordu. Takım tam erekte olamasa da çadırı kuruyordu en azından şimdilik.

Ama Antep maçı sözlü ise asıl sınav haftaya cumhurun takımı olan Medipol Başakşehir’e karşı verilecekti. takımda yeterince sakat, engelli, eski hükümlü, yeteneksiz yokmuş gibi son hafta kara elmas Moses ve tipi Şili’liden cok Batman’lıya benzeyen Mauro İsla ‘da yoktu. kahveden adam getirmek yerine sağ kanada Ozan’ı ortaya da Deniz Türüç’ü yerleştirdi. Çünkü göt açıktı ve yama gerekiyordu. tuttu da . Takım her ne kadar gecen seneden cok farklı olarak Ersun Yanal team gibi oyamaya başladıysa da orta saha oyuncularına bile ” o neydi gıız ” cektirecek kaleci Mert Günok asisitiyle ilk yarıda yenik olarak soyunma odasına soyunup üzerine rahat bişeyler almaya gitti.

Alınan bilgiye göre devre arasında Ersun Yanal takımı ateşlemek için cebinden çıkardığı bir parça kağıdı topculara gösterip bağırmıştı. “Ulan ipneler bu ne biliyor musunuz? İddaa kuponum lan bu. Bakın iyi bakın 4 maçın 3’ü gelmiş . Ulan ben Liverpool Arsenal maçına handikap yazmışım o gelmiş kendi takımıma deplasmanda galibiyet yazmışım ondan yatıyorum. Lan hanımın bileziklerini bozdum bastım batıracak mısınız beni ha ? Siz bu musunuz ? diyerek gazı vermiştir.

Netekim bu gazla sahaya cıkan Fenerbahce, kulup cincisinin kadıköyde zamanında cok ekmeğini yediği  gol yememe muskası sayesinde birçok pozisyondan yırtmış gecen sezon transfer olup sakatlıktan cıkamayınca kulüp kantininde işe başlayan Tolga Ciğerci’nin asisti Payduşkacı Vedat Muruqi ‘nin golü ile berberliğe el vermiştir. Ama Ersun Yanal’ın kuponu hala yatıyordu bu sonuçla ve Ersun Yanal hanımının hiddetinden korkarak parlak Ferdi Kadıoğlu’nu ve adının nasıl okunduğunu Türkiye’de henüz kimsenin çözemediği Miha Zajc ‘ı oyuna alarak son kozunu oynadı. Kader de yanında olunca savaşan yılmayan saldıran Ersun Yanal Fenerbahce’si yine bir Ersun Yanal Team klasiği olan biz bitti demeden bitmez mottosuyla 90+3=93. dakikada tipinden olsa gerek kötü giden maçların günah keçisi Almanya’da ıslık yiyen Nabil Dirar’ın golüye maçı kazanıyordu.

Sonuç olarak kısa kesecek olursak ( daha ne kadar kısa olacaksa ) takım gecen seneden bu yana her yönden, öncelikle takımdaşlık, arkadaslık sonra da genel yetenek seviyesinin yükselmesi, akıllı transfer politikasıyla ustune koyarak iyiye gidiyor. Eğer bu hafta da bu senenin iyi takımlarından olan ve her iyi gittiğimiz sene bizimle çekişip son haftalara kadar yarışıp sonra da şampiyonluğu kaybedip sonra astsubay karısı gibi hep ağlayan Trabzonspor’da net bir skorla gecerse önü daha açık kredisi daha yüksek tribünü ve kasası daha dolu olacaktır.

Bir taraftar olarak takımıma şans ve başarılar diliyorum.

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Kopyalama ne olur Çalış Senin de Olur..! Ayıp yaa..!