MuZReK.NeT

Oylesine Bir Blog Iste..!!

P39943eygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) ‘in doğdugu gunun kutlanması anlamına gelen Mevlid Kandili bu gece.. Yuce peygamberimizin bu gece 1436. doğum gunu bu gece camilerimizde okutulacak Mevlitlerle kutlanacak.. Bu mubarak gecede peygamberimizi sevgiyle ve dualarla analım dualarımızı eksit etmeyelim boyle kutlu ve kutsal bir gunde.. Tum müslüman aleminin bu gecede kardeslik ve sevgi içinde gecirmesini dilerim.. Mevlid Kandiliniz mubarek Olsun..!!

Categories: Genel İçerik

26 Responses so far.

  1. yılmaz dedi ki:

    YASAKLANMIŞ BÖLGELER

    Yesrib fesat yada ayıplanmış anlamındadır. Peygamberimizin Yesrib’in ismini Medine olarak değiştirdi ve şöyle dedi. Bundan sonra kim ki Medine’ye Yesrib der, 10 defa Medine desin ve 3 defa Allah’ım beni affet diye dua etsin. Medine’deki ilk küçük dağ Medine’nin sınırıydı. Sevr ve Ayr dağları. Peygamberimiz bu iki dağı haremleştirdi yani yasakladı ve şöyle dedi.

    “ İbrahim (a.s) Mekke’yi yasaklamıştı ve bende bu Sevr ve Ayr dağlarını yasaklıyorum. Her peygamber mutlaka bir yer yasaklamıştır. Bu dağlarda silah taşınması, ağaç kesilmesi, ot biçilmesi bir insana kötü bir fiille yaklaşılması yasaklandı. Kim ki o dağda kötü bir fiil işleyeni evinde saklayan kişilerin Allah’ın melekleri ve bütün insanların laneti olsun.

  2. yılmaz dedi ki:

    DUA EN BÜYÜK İLAÇTIR.

    Yahudiler, peygamberliğin İsrail oğullarından Araplara geçmesini kabullenemiyorlardı.Yahudiler müminlere sihir ve büyü yaparak kimsenin çocuğu olmamasını sağlayacağız dediler. Bu söz kulaktan kulağa bütün müminlere yayıldı. Bir gün Hz.Ebu Bekir’in kızı Esma’nın bir erkek çocuğu oldu ve Yahudilerin yalan attığı anlaşıldı. Sonra bir büyü daha yaptılar fakat bu hakikatti. Peygamberimiz hastalaşmıştı birden Peygamberimizin yanına Cebrail (a.s) geldi ve peygamberimize Nas ve Felak surelerini getirdi ve peygamberimize sana Yahudiler sihir yapmışlar. Tarağından yere düşen birazcık saça büyü yapıp üflemişler sonra saçına 11 düğüm atmışlar sonrada Zi-arva kuyusuna atmışlar. Bunun üzerine peygamberimiz kuyudan saçlarını alması için Hz.Ali’yi göndermiş. Hz.ali Zi-arva kuyusundan peygamberimizin saçlarını alıp peygamberimize getirmiş. Peygamberimiz sarılı olan bezden saçlarını çıkarmış ve her bir düğüm için Nas ve Felak surelerini okumuş ve sıra sıra düğümlerin hepsi çözülmüş. Peygamberimiz de eski sağlığına kavuşmuş.

  3. yılmaz dedi ki:

    GÜZEL AHLAKLI PEYGAMBERİMİZ

    Peygamberimizin bir Yahudi’ye borcu vardı. Peygamberimizin borcunu ödemesine bir gün daha vardı. Yahudi bir gün önceden Peygamberimizin evine gelip “ zaten Abdülmüttalip oğulları hiç sözünde durmazlar, borcun süresini uzatırlarda uzatırlar dedi. O sırada peygamberimizin yanında Hz.Ömer (r.a)’da vardı. Hz.Ömer Yahudi’ye “ İyi ki peygamberimizin evindeyiz yoksa senin gözünü morartırdım dedi. Bunun üzerine peygamberimiz “ Ya Ömer Allah seni affetsin biz senden başka türlü bir konuşma beklerdik, biraz daha nazik olabilirdin” dedi. Hz.Muhammed sana ancak hurma verebiliriz dedi. Yahudi borcunun karşılığı kadar hurma aldı ve hurmaları alır almaz yere çöküp Kelime-i Şahadet getirdi. Yahudi Tevratta bir Resul’ün yumuşak yüzlü olarak adı geçiyor. Ben bir gün önceden borcumu almaya gelip senin bana öfke ile mil yoksa yumuşak yüzlen mi yaklaşacağını merak ettim. Eğer yumuşak yüzlen davransaydın o Resul’ün sen olduğuna inanırdım ve sen yumuşak yüzle davrandın. O resul sensin.

  4. yılmaz dedi ki:

    hz.musa firavun ile yüzyüze geldiği zaman firavun senin Allah’n kimdir nedir diye sordu. Hz.Musa AAllah can alandır can verendir dedi. Fşiravun 2 tane nöbetçi askeri çağırdı. Birincisine ikincisini öldürmesi dahilinde ömrünün sonuna kadar yeticek altın verecekti. Birinci adam 2.adamı öldürdü ve adsam sürülerce altın aldı ve zengin oldu. SOnra Firavun Hz.Musa’ya bak bir kuluma can verdim diğer kulumn canını aldım ben senin Allah’ından büyüğüm. Hz.Musa’da yerdeki ceseti parmağıyla işaret ederek madem Allah’tan büyüksün o zaman onu dirilt der

  5. yılmaz dedi ki:

    ZİNA YAPMAK

    Zina bütün insanların yapmaması gereken ve yapılması haram olan kötü bir ilişkidir. Allah bize ağzımız dilimiz gözümüz kulağımız gibi bazı cinsel organlarımızı da yaratmıştır. Bir kişi eğer ki zina ederse o kişi Allaha tevbe etmeden ölürse o kişinin cehenneme gideceğini Allah teala (s.a.v) bizlere söylemiştir. Bir kimse zina yaparsa gözlerine eritilmiş kurşun dökülecektir ve sonra kolları omuzlarına bağlanıp cehenneme atılacaktır ve bin yıl cehennemde kalacaktır. Zina yapmayalım kadınlara şahvetle bakmayalım. Allah bizleri yaratmış dünyaya getirmiş ama birkaç tanede kural koymuş . Allah bize bu canı bahşetmiş ama dünyada yapılmaması icap eden kurallar koymuş. Bu kurallardan bir taneside zina etmeyeceksin. Diyelim ki evli bir adam karısını aldatıp zina yapsa ve karısıda ölene kadar kocasının onu aldatıp aldattığı kişi ile zina yaptığını bilmese adam buna memnun olur. Ama kadın ahirette bunları gördüğü zaman kendini nasıl hisseder hiç düşündünüz mü? Sen ahirette karının karşısına çıksan yüzüne nasıl bakacaksın. Ve karın senin ona yaptıklarını sana yapsa ve sen ölüp gitsen nasıl hissederdin kendini mahşerde. İşte böyle. Lütfen zina yapmayalım. Allah görür. Hesap gününde bunun hesabını veremezsiniz. Şüphesiz ki Allah bilen gören ve işitendir. Zina yapmak ve kadınlara şahvetle bakmak şeytan’ın zehirli okudur. Şeytan bu oku size atarsa kadınlara kötü gözle yani şahvetle bakarsınız ama çok günaha girersiniz. Birazcık günahtan bir şey olmaz derseniz günah kat kat artar. Bir kadınla zina yapıyorsun kadından zevk alıyorsun ama cehennemi zina yaptığın kadından daha mı çok istiyor ve seviyorsun ki zina yapıyorsun.Allah zinayı yasaklamış.Allah’ı zina yaptığın kadından daha mı çok seviyorsun ki zina ediyorsun. Her şeyden önce zina yapmanın hesabını er yada geç ahirette yada dünyada mutlaka ödersin. Evet Allah bize bu organları bağışlamış fakat Allah demiş ki Ben size vücudunuz ile bu organlarıda bağışlıyorum fakat sizlere bu organları karınızla cinsel ilişkiye girin diye veriyorum. Çocuk doğurmanız için veriyorum. Çocuk doğurmanız benim emrimdir. Ama zina etmek değil. Bu organları size bağışlayan Allah bu organlarımızı sadece karımızla ilişkiye girmek için kullanmamız gerektiğini söylüyor. Evlenmediğimiz bir kişi ile değil. Zina yapmayın kardeşlerim . Kendinizi büyük görmeyin ben zina yaparım kimse bana hiçbir şey yapamaz demeyin. Kadınlara kötü gözle bakmayın. Kadınların edep yerlerine bakmayın.( bacak, kol, cinsel organlar) sizlerden de büyük olan biri vardır ki oda Allah’tır. Size bu canı bağışlayan Allah’ın emirlerini yerine getirin. Allah zinayı yasaklamış lütfen Allah’ın bu emrine uyalım. Şeytanı sevindirmeyelim. Çünkü şeytan kötülüğe yaptığınız bütün günahlara sevinir. Allah, melekler ve mü’min kişiler zina yapmanızı istemez. Lütfen şeytanı sevindirmeyelim.

    Şeytan zehirli okunu bize atar atmaz aklınıza bir kadına şahvetle bakmak ve zina yapmak geldiği anda hemen “Euzü billahi mineş şeytanir racim Bismillahirrahmanirrahim, Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah sığınırım Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” diyelim ve Allah’a yalvaralım. Şeytanı aklımızdan çıkarması için Allah’a yalvaralım ve kadınlara şahvetle bakmak yada zina etmek yerine şeytan’ın aklımıza soktuğu kötü fikirlerden ve şeytan’dan kurtulmak için Allah’a yalvaralım. Allah gören ve işitendir. Hepimizi yaratandır. Zina etmeyelim ve mü’min kişiler olalım. Şeytanı sevindirmeyelim fakat asla kötülük yapmayıp ve her zaman iyilik yapıp mü’min kişiler olup Allah’ı sevindirelim.

  6. yılmaz dedi ki:

    GIYBET

    Gıybet Allah’ın yapılmamasını emrettiği kurallardan bir tanesidir. Gıybet bir kişinin arkasından onun hakkında kötü bir şey konuşmaktır. Bir kişi onun hoşlanmayacağı bir şeyi kalbi kırılmasın diye yüzüne söylemez ve arkasından gıybet eder. Yüzüne söylemesi de kalbini kırmasıda gıybet etmeside çok günahtır.Aklından geçen fikirleri kendine saklayabilir. Allah insana akıl ile birlikte fikirde vermiştir. Düşünün diye. Ama Allah bize fikiri o kişi hakkında düşündüğünüz şeyleri arkasından söyleyin gıybet edin diye vermemiştir. Allah bize fikiri mantıklı şeyler düşünebilmemiz ve bize verdiği bu lütfu sevap kazanmak için iyilik yapmak için kullanmamız için vermiştir. Örneğin duyduğunuz zaman çok üzüleceğiniz bir kelimeyi sizin arkanızdan konuşsalar sizin hoşunuza gidermi idi? Bu bencilliktir. Ey gıybet eden insanlar azıcık akıllanın, başkalarının arkasından gıybet ediyorsunuz, peki sizin arkanızdan gıybet edilse hoşunuza gider mi ? Hiç bir zaman bencil olmayın. Her zaman kendinizi değil azcık dahi bile olsa başkalarını da düşünün. Birisinin arkasından gıybet ediyorsunuz ve gıybet ederek gıybet ettiğiniz kişinin hakkına giriyorsunuz. Fakat o kişi öldüğü zaman sizin bütün ona karşı ettiğiniz gıybetleri görecek o zaman mahşerde o gıybet ettiğiniz kişinin karşısında durunca ondan helallik isteyeceksiniz gıybet ettiğiniz için.
    Eğer gıybet ettiğiniz kişi hakkını helal etmezse azap çekeceksiniz. Lütfen bunları düşündükten sonra gıybet edecek misiniz? etmeyecek misiniz? ona göre karar verin.

    Allah’ın bize verdiği bu aklı gıybet gibi kötü fikirler için değil her zaman sevap kazanmak ve her zaman iyilik yapmak için kullanalım. Şüphesiz ki Allah her şeyi görür ve işitir.

  7. yılmaz dedi ki:

    KAFİRLİK

    Kafirlik Yüce Rabbimiz olan Allah’a inanmamaktır. Kafirler ve kafirlere verilen ceza kur’an-ı kerimde yazıyordur. Kafirler, Allah size bir can bağışlamış, Bu canı benim bağışladığıma inanın diye peygamberler göndermiş. Ama siz bu canı size Allah’ın bağışladığına inanmıyorsunuz. Peki kim bağışladı. Bazıları eskilerden kalan tanrılara bazıları putlara bazıları Hz.İsa’ya tapıyorlar. Allah’a tapmalısınız. Bu canı size veren tanrılar denen uydurma putlar değildir. Hz.İsa’da değildir. Hz.İsa Allah’ın sadece kuludur ve peygamberdir.Hz.İsa’ya bu canı kim bağışladı diye düşündünüz mü ?. ALLAH bağışladı.Bütün kullarına bağışladığı gibi. Allah bu canı gidin putlara eskiden ortaya çıkan uydurma yapma tanrılara yada Hz.İsa’ya tapın diye vermedi. Allah bu canı bize ona tapmamız onu sevmemiz ve ondan korkmamız, yememiz, içmemiz, ölmemiz için verdi. Ona inanmayana verilen cezayı bilmiyor musunuz? Ey putlara tapan kafirler bu canı size Allah verdi. Hz.Muhammed döneminde Hz.Muhammed’in peygamber olduğuna inanan ve bir tek Allah’ın var olduğuna inanan yaklaşık 30 kişi vardı. Bu 30 kişiden birisinin adı Hudayfa idi. Hudayfa annesinin babasının yanına gittiği sırada annesi ve babası ona kızdı. Yine Muhammed’in yanındaydın değil mi ? dedi. Hudayfa sessizce “ evet” dedi. Annesi ve babası onun yanına bir daha gitmeyeceksin dedi. Birden Hudayfa’nın kolu hubal denen bir puta çarptı.Mekkelilerin inancına göre Hubal denen put en büyük puttu. Hudayfa’nın babası yerdeki putu aldı ve beni affet ben yaptım onun bir suçu yoktur dedi. Hudayfa ise babasına evet ama o put artık kırıldı kendisine bile yararı olmayan bir put dedi. Bunun üzerine annesi neler öğreniyorsun dedi. Hudayfa ise Allah alçıdan yapılmamıştır. O seni beni hepimizi yaratandır dedi ve annesi ile babasıda Allah’a inandılar ve annesi ile babası İslamiyet’in ilk şehitleri oldular. Düşündünüz mü hiç. Bu putları sizler yapıyorsunuz. Put değil put’un içindeki ruha tapıyoruz diyorsunuz. Put’un içine ruhu sizler nasıl verebilirsiniz ki?. Hıristiyan milletleri ise Hz.İsa’ya inanıyor. Ey Hz.İsa’ya inanan kafirler, sizler Allah’ı tanımadığınız için böyle davranıyorsunuz. Bir düşünün Hz.İsa yemek yiyordu su içiyordu. Allah yemek yemez, Allah insanların rızkını bereketini yemeğini yedirendir. Yani gerektiği kadar rızık verendir.Hz.İsa ölümlüydü. Ama Allah ölümlü değildir. Allah canı alandır verendir. O en büyüktür. Ondan başka tapacak yoktur. Hiç böyle düşündünüz mü ? Hem Bizans Kralı Hz.İsa’ya inanmıyor. Fakat Hz.İsa öldükten sonra Hz.İsa’ya inanıyor ve İncil’i değiştiriyor.

    Hz.İsa Allah’ın oğludur diyerek İncili değiştiriyor. Yahudiler ise Hz.Üzeyr’i Allah’ın oğlu diyerekten tayin ediyorlar. Ama yaptıkları doğru bir şey var. Hz.Üzeyr’e değil Allah’a tapıyorlar. Eskiden tanrılar diyerekten ortaya yalanlar atılmıştır. Güneş tanrısı, gökyüzü tanrısı, Ölüm tanrsı, bunların hepsi uydurmadır. Güneşi, gökyüzünü,yeryüzünü,evren’i Allah yaratmıştır ve insanlara Ölümü Allah verir. Sizler siz olun Allah’tan başkasına tapmayın. Allah’tan başkasının önünde eğilmeyin. Gerekirse canınızı verin fakat Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyin, Allah’tan başka kimseye tapmayın. Hz.İsa peygamberdir ve Allah’ın kuludur. Hrıstiyanlar, Hz.İsa’ya her zaman saygı gösterin, bizim kendi peygamberimiz olan Hz.Muhammed’i sevdiğimiz gibi her zaman Hz.İsa’yı sevin fakat ona tapmayın. Hz.İsa’da bir kuldur. Birde putlar vardır.Putlara asla tapmayın çünkü put diye bir şey yoktur. Tek ilah vardır ki oda Allah’tır. Tek tanrı vardır ki oda Allah’tır. Allah her zaman bağışlayan ve esirgeyendir. Uydurma tanrılara, olmayan şeylere tapmayın hepsi yalandır.Her şeyi İnsanları,hayvanları,bitkileri,toprağı yaratan sadece Allah’tır. Allah tektir. Sadece Allah’a tapalım.

    Son nefesimizde uydurma tanrılara, Hz.İsa’ya yada putlara taparak ölmeyelim. Kafirler size diyeceğim tek kelime ölmeden önce putlara , uydurma tanrılara yada Hz.İsa’ya tapmayalım.Ölmeden önce Allah’a tapalım. Son nefesimizde Allah’a karşı iman içinde ölelim.

  8. yılmaz dedi ki:

    HARAM

    Haram insanların hakları, yediği yemekler veya yapılması yanlış olan davranışları yapmaktır. Haram’ın bir çok çeşidi vardır. Mesela yediğimiz yemekler haram olabilir. Bir insan hakkını haram edebilir ve Allah’ın yapılmasına izin vermediği şeyleri yapmak haramdır. Arkadaşlar haram yemeyelim. Dünyada size kötülük yapan insanlar varsa onlara dahi bile olsa hakkımızı helal edelim. Çünkü onlar Allah’ı tam tanımadıkları Peygamberimizin bunları yasakladığını bilmiyorlardır. Bilseler böyle davranmazlardı sizlere. Hesap gününde yaptıkları yüzünden senden helallik isteyecekleri zaman neden bunları yaptık diye çok pişman olacaklar. Mesela hırsızlar girdikleri bütün evlerdeki insanlardan helallik isteyecekler. Çünkü hırsızlık yaparak aldıkları para haram paradır. Ahiret günü onlar hesaba çekilecektir. Ama hala tövbe etmek için vakitleri vardır. Alın teriyle kazanılan paraya Allah her zaman yardım eder. Bazıları dünyada da sana hakkımı haram ediyorum dedikleri zaman bu yemek mi derler ve alay edip geçerler. Onlarla konuşarak onlara anlatın. Sadece yemek haram olmaz. İnsan haklarıda helal yada haram olur. Allah’ın yasakladığı kurallarda haram olur. Mesela zina yapmak haramdır. Gıybet etmek haramdır. ( v.b. ) şeyler haramdır. Haram para ile alınıp yenen yemek haramdır. Rüşvetle, şantajla alınan para haramdır.O parayla yenilen yemek haramdır. Helal parayla alınsa bile dahi insanlara zarar veren yeyecek, içecek haramdır. Mesela içki insan sağlığına zarar veriyor. İçki haramların en büyüğünden biridir. Çünkü içki insanın kafasını bozar unutkanlığa yol açar. İnsan’ı öldürmeye kadar gider. Bu içki insanın malını mülkünü geleceğin geçmişini her şeyini alır. İnsan’ın dünyada yaşadığı hayatını bozar. İçki içen insanın evi gider, barkı gider, mirası gider, bütün malı mülkü gider, hatta karısı bile o insandan kaçar ve en sonunda ise yaptığından pişman olur ama malı mülkü mirası hanımı her şeyi yok olduktan sonra aklı başına gelir. En sonunda da o kadar malı mülkü olan adam bir kalem, silgi, kitap satar yada bir işte çalışır. Hiçbir şey olmazsa ispirtocu olur. Ama artık çok geçtir. İçki aileyi parçalar. İşte bu yüzden Allah içkiyi yasaklamıştır. Bu yüzden Allah içkiyi haram etmiştir. İçkiyi insan ağzına bir yudum olsa 40 gün namazı kabul olmaz. Bu sebepler zaten içkinin haram olması için yeterli değimlidir. Kimseye hakkınızı haram etmeyin, haram yemek yemeyin, Allah’ın haram kıldığı kötü davranışları yapmayın. Ben şüphesiz ki Allah’a sığınırım. Allah her zaman rahman ve rahimdir. Siz ona tövbe ederseniz bir daha içki içmeyeceğim veya hırsızlık yapan biri bir daha hırsızlık yapmayacağım diye tövbe ederse Allah onun geçmiş günahlarını affeder. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

  9. yılmaz dedi ki:

    ALLAH’A ŞİRK KOŞMAK

    Allah’a şirk koşmak Allah’tan başkasını tanrı kabul edip Allah’tan başkasına tapmaktır. Mesela önceden çok eski zamanlarda insanlar tanrılara taparlardı. Mısırlılar mesela Güneş tanrısı Ra, Mumyaların tanrısı Anubis, Ramses, Osiris gibi bir çok tanrıya taparlardı. Ama hepsi yalandır. Mısır’da böyle bu adla yaşayan insanlar vardı. Fakat onlar insandı. Allah’ın kulu olduklarını bilmiyorlardı. Mesela Ra, Ra Mısır’da firavun idi. Fakat sonralardan kendini çok büyük görmeye başladı ve bir kul iken kendini tanrı kabul etti. Fakat o Allah’ın kulu olduğunu bilmiyordu. Ve kendisine güneş tanrısı dedi. Ra’nın oğlu firavun’da baba mirası olarak tanrı ilan etti kendini. Ra’nın oğlu firavun kendini tanrı olarak görüyordu ve Firavun Hz.Yusuf’un Mısır’a gittiği zamanda Firavundu. Firavun bir gece bir rüya gördü. Rüyasını hiçbir kahini çözemedi. Hz.Yusuf’ta o zamanda zindandaydı. Hz.Yakup’ta Hz.Yusuf’ta rüya tabir etmeyi biliyordu. Bu Allah’ın Hz.Yakup’a ve Hz.Yusuf’a verdiği bir armağandı. Firavun’un veziri, bir kölemiz var ve rüyaları yorumlaya biliyor dedi. Hz.Yusuf içeri girdiği zaman bütün herkes Firavun’un önünde eğildi. Fakat Hz.Yusuf eğilmedi. Herkes şaşkınlıkla Hz.Yusuf’a bakıyordu. Hz.Yusuf ise şöyle söyledi “ Ben sadece Allah’ın önünde eğilirim.” Bunun üzerine Firavun Hz.Yusuf’a yaklaş dedi. Hz.Yusuf yaklaştı. Firavun yüzüme bak dedi. Hz.Yusuf ama efendim yüzünüze bakmak yasaktır dedi. Bunun üzerine Firavun “ Bu kural beni tanrı kabul edenler içindir ama sen bu armağanı başka bir tanrıya verdiğine göre yüzüme bakma cesaretini kendinde bulabilirsin dedi ve Hz.Yusuf Firavun’un rüyasını yorumladı. Ama Ra ve Ra’nın oğlu olan Firavun bir kuldu. Onlarda da iki burun iki göz iki kulak vardı. Bizlerde de iki göz iki burun iki kulak var. Onlarda Allah’ın kullarıdır fakat Allah’ı tanıyıp bilmedikleri için herkes bu kullara tapıyorlardı onlarda kendini tanrı kabul ediyordu. Yalan olan tek şey vardır ki onlar kendilerini tanrı kabul ediyorlardır. Aslında onlarda Allah’ın kuludur. Onların tanrılıkları yalandır. Ama normal insanların kendini kabul etmesi gibi birde uydurma tanrılar vardı. Mesela bir ördeği yada bir ineği tanrı kabul ediyorlardı. Hatta ilk olarak bir buzağıyı tanrı olarak kabul ettiler. Ama bunlar uydurma idi. Mesela Osiris kuş yüzlü biriydi. Anubis kurt yüzlü. Ama hayvan şeklinde olan şekilleri tanrı kabul etmeleri tamamen yalandır. Ra’da bir kul’dur. Ra’nın oğlu firavunda. Ra kendini güneş tanrısı olarak ilan etmişti. Aslında bilmiyordu ki güneşi ve evreni yaratan sadece Allan’dır. Bakın şu anda baktığınız zaman Mısır’da Müslüman bir ülke. İki tane peygamber hayatının büyük kısmını Mısır’da geçirmiştir.

    Hz.Yusuf ve Hz.Musa. Yunanlılarda aynı şeyi yapıyorlardı. Mesela Onlarda hep bir çok kulu tanrı olarak kabul ederlerdi. Zeus mesela bir kuldu. Ama onu Yunanistan’ın tanrısı olarak kabul ediyorlardı. Aphrodit ve Athena’da öyle. Ardından ise Artemis. Bunların hepsi bir kul’dur. Ama insanlar bu kişileri tanrı kabul ediyorlardı. Mesela Athena bilgelik tanrıçası derlerdi. Zeus’un aklından fışkıran bir çocuk derlerdi. Yunanistan hakkında diyebileceğim tek şey bu tanrıların hepsi uydurma yada onlar bir kul. Sakın onlara inanmayın. Bir çok yerden, ansiklopediler dahil, onlar hakkında merak edip bilgi edinirsiniz. Bu yaptığınız sadece zamanınızı boşa harcamak olur. Ama illa merak ederseniz bakarsınız ama yazılanlara aldanıp sakın Allah’tan başkasını tanrı olarak görmeyin. Allah birdir ve tektir. Birde putlar vardır sakın putlara tapmayın. Bir çok peygamber zamanında putlara taparlardı. Bunlardan birkaç tanesi, Hz.Nuh, Hz.İbrahim, Hz.Musa ve son peygamber ve bizim dinimizin peygamberi olan Hz.Muhammed (s.a.v ) efendimiz zamanında idi. İnsanlar putları kendi elleri ile yaparlardı ve herkese biz puta değil put’un içindeki ruha tapıyoruz derlerdi. Put’un içine ruhu siz mi? koydunuz. O put sadece alçıdan yapılmış bir şekil. Bunlara mı tapıyorsunuz. O putlarla hep Allah’a şirk koştunuz ama en sonunda Hz.Muhammed (s.a.v) efendimiz geldi ve put denen alçıdan yapılan şekilleri sonsuza dek yok etti.

    Hrıstiyanlar ise Hz.İsa’ya tapıyorlar.Hz.İsa’da bir peygamberdir ve bir kul’dur. Hz.İsa’ya tapıyorsunuz. Peki Hz.İsa’yı Kim yarattı. Hz.İsa’ya o canı kim bahşetti diye düşüyor musunuz?. Bunun cevabı Hz.İsa’ya bu canı Allah bahşetti. Allah her zaman Rahman ve Rahimdir. Hz.İsa’ya inanmayan Bizans Kralı, Hz.İsa öldükten sonra Hz.İsa’ya inandı ve Hz.İsa’ya verilen kutsal kitabı yani İncil’i değiştirdi. Hz.İsa Allah’ın oğludur diye İncil’i değiştirdi. Şu anda Hrıstiyanlar’ın Allah yerine Hz.İsa’ya tapması tamamen Bizans Kralı’nın suçudur. Şu anda Allah yerine Hz.İsa’ya tapan bütün insanların günahlarının büyük bir kısmını veya tamamını Bizans Kralı alıyor. Bizler biz olalım her zaman Allah’a tapalım. Asla kendini tanrı kabul edenlerle, putlarla ve Hz.İsa ile Allah’a şirk koşmayalım. Allah her şeyi görüyor ve biliyor. Allah’a şirk koşmak en büyük günahlardan biridir ve tövbe edilmediği sürece cezası çok ağırdır. Allah Rahman’dır ve Rahim’dir.

  10. yılmaz dedi ki:

    GÜNAHLARDAN KURTULMAK

    arkadaşlar, kardeşler insanların peygamöberimize yapabileceği en güzel iyilik ona salavat-ı şerif getirmektir. sadece ” Allaümme salli ala seyidina muhammed” demek peygamberimize yapılan en büyük iyilik. Şu kadarcık kelimeyi söylemeyerek tembellik yapmayın. Allah tembellerii sevmez. Peygamberimze cukma günü 80 salavat getirenin geçmiş ve gelecekteki 80 yıllık günahının affedileceği söylenmiştir, ve peygamberimze mcuma günü 100 salavar getirenin 30u dünyada 70 i ahirette 100 dileğinin yeribne getiireleceği belirtilmiştir. Salavatla birlikte Kelime-i tevhidde getirin. Kelime-i tevhid ” La ilahe illallah muhammeder rasurullah”. alavatla birlikte kelime-i tevhidde getirelim. Çün ki bir tane kelime-i tevhid getirmk 4000 büyük günahı siler. 4000 günahınız yok olur. Cünüpken attığınz adım aldığınız nefes günah. Evden dışarı adım atmak günah. yemek yemek günah . Yeiğiniz yemek haram olur. Aöa tüm bu günahalrdan bağışlanmak için salavat getirin sevap kazanın. Kelime-i tevhid getirin 4000 büyükgünahınızı yok edin. Yada buşekilde dahi olsa günahlarınızdan kurtulmak için cuma fgünü Allah rızası için asin-i şerif okuyun. O zaman bütün günahlarınız affolunur. Allah’a emanet olun.

  11. yılmaz dedi ki:

    yaSİN PEYGAMBERİMİZİN İSİMLERİNDEN BİRİDİR V B SUREYİ CUMA GÜNÜ OKUYANIN GÜNAHLARI AFFOLUNUR.

  12. yılmaz dedi ki:

    HERŞEYDEN ÖNCE YARATILAN

    Yüce Allah her şeyden önce meleklerden, cinlerden, şeytandan, ahiretten, dünyadan, evrenden her şeyden önce bizim peygamberimiz olan Hz.Muhammed’in yüzündeki nuru yaratmıştır.

  13. yılmaz dedi ki:

    HZ.ÖMER’İN MÜSLÜMAN OLUŞU

    Ebu cehil Hz.Muhammed’i öldürmesi için Hz.Ömer’i görevlendirdi. Hz.Ömer silahını kuşandı ve peygamberimizin yanına giderken yolda bir kafir gördü. Kafir selam Ya Ömer dedi.

    – Kafir – Selam Ya Ömer

    – Hz.Ömer – Selam

    – Kafir – Böyle silahını kuşanmış nereye gidersin Ya Ömer

    – Hz.Ömer – Hz.Muhammed’i öldürmeye giderim

    – Gerçekten işin çok zor fakat sen Müslümanların peygamberini
    öldürüyorsun da senin kız kardeşin ile kocasıda Müslüman olmuşlar.

    Hz.Ömer bunu duyar duymaz hemen kız kardeşinin evine koşar. Kız kardeşi o sırada Kur’an okuyordur. Kız kardeşinin başını yarar ve eniştesini de döver ve sonra siz ne okuyorsunuz diye bakar. Kur’andan Taha suresini baştan sona okur ve çok beğenir sonra peygamberimizin yanına gider. Kapıda Hz.Ömer’i gören sahabeler “ Efendimiz Ömer silahını kuşanmış geliyor neyapalım geldi derler. Hz.Muhammed “ Ömer’i içeri alın” der Hz.Ömer başından geçenleri Hz.Muhammed’e anlatır ve Müslüman olur.

  14. yılmaz dedi ki:

    PUTPERESTLİK NASIL BAŞLADI

    İdris Aleyhisselâm diri olarak göğe (semâya) çıkarılınca, onu çok sevenler, bu ayrılığın acısına dayanamadılar. Onu hep hatırlamak için, bir resmini yaptılar. Daha sonra gelenler de, bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp taptılar. Böylece putperestlik ortaya çıktı

  15. yılmaz dedi ki:

    ALLAHI GÖZLE GÖREMEYİZ FAKAT VAR OLDUNU BİLİRİZ

    Allah’ı gözle göremeyiz fakat bizle olduğunu biliriz. Mesela kalbin varmı diye sorsalar ne diyeceksin var. Göster deseler gösterebilir misin hayır. Aklın var mı? deseler var diyeceksin fakat gösterebilir misin? hayır. Kalbini ve aklını göremezsin ama her zaman seninle olduğunu bilirsin. İşte Allah’ta böyledir. Göremezsin ama var olduğunu bilirsin.

  16. yılmaz dedi ki:

    EFENDİMİZ ALLAH’TIR

    Düşünün, bir gemi kaptanı olmasa nasıl hareket edebilir, kaptanı olmadan bir gemi Edremitten, akçaya gidip gelebilir mi? Bu imkansız. İşte bizimde bir efendimiz olmasa bizde hiç bir şey yapamayız. Mesela Allah yıldızları yaratmış. Yıldızlar kayıp duruyor. Kaydıkları zaman neden birbirlerine çarpmıyorlar. Çünkü o yıldızları kontrol eden bir kaptanları var. Allah. Bu yüzden kaptanımız yani efendimiz taptığımız, inandığımız Allah’tır.

  17. yılmaz dedi ki:

    PEYGAMBERİMİZİN SEMAYA ÇIKIŞI

    Peygamberimiz halasının evinde iken yanına Cebrail gelir. Rabbinin huzuruna varmak için kalk melekler seni bekliyor” der. Sonra peygamberimizi Burak’a bindirdi. Burak’ın attığı her adım gözün görebileceği en son yere gidiyordu. Burak hemen peygamberimizi Mescid-i Aksa’ya getirdi. Orda bütün peygamberler, Hz.Muhammed’e ve Cebrail’e selam verdiler. Peygamberimiz bütün peygamberlere 2 rekat namaz kıldırdı. Ondan sonra merdivenden ilerleyerek semaya çıktı. Bir yığın melek vardı. Bunlardan sonra bünyesi hiç değişmemiş bir adamın yanına gitti. Cebrail’e bu kimdir diye sorduğunda Baban Adem’dir, dedi. Peygamberimiz Hz.Adem’e Hz.Adem peygamberimize selam verdi. Sonra peygamberimize Cehennem gösterildi. Zinakarlara, gıybetçilere çocuklarını öldüren kadınlara, yetim malı yiyenlere ve firavun’un hanedanlarına yapılan işkenceleri gördü. Sonra ikinci semaya çıktı. Orda Hz.Yusuf’u gördü ve birbirlerini selamladılar. Peygamberimiz üçüncü semada Yahya ve İsa’yı gördü ve birbirlerini selamladılar. 4.sema’da Hz.İdris’i gördü ve birbirlerini selamladılar. Beşinci semada Harun Aleyhisselam’ı gördü ve birbirlerini selamladılar. Altıncı semada Hz.Musa ( A.S )’ı gördü ve birbirlerini selamladılar. Yedinci semada Hz.İbrahim’i gördü ve birbirlerini selamladılar. Yedinci sema’da Kevser havzını’da gördü. Kevser yolunu tutarak cennete girdi. Bundan sonra Sidretü’l Münteha’ya kadar çıktılar. Şidre’den yükselince Cebrail durakladı. “ Ben buradan ileri gidersem yanarım” dedi. Şidre’den sonra bir yere yükseldi, kaza ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesleri duydu. Arşın altına geldiğinde arşın üstüne baktı. Bir ses geldi. “Yaklaş ey Muhammet! Ben de Kâbe Kavseyn miktarı yaklaştım” Hz.Muhammed yaklaştı ve Allah’ın ilhamı ile şunları okudu. “ Ettehiyyatü lillahi ves selavatü vet tayyibat” En güzel tahiyye Allah’a mahsustur. Bedeni ve mali ibadetler de Ona layık ve mahsustur.) Bunun üzerine Allah (c.c) şu mukabelede bulundu: “Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühü” (Ey Nebi, selâm sana olsun, Allah’ın rahmeti ve bereketi de sana olsun. Peygamberimiz tekrar; ‘Esselâmü aleyna ve alâ ibadillâhissalihin, eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülühü’ (Selâm bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun. Ben şahadet ederim ki, Allah birdir. Ondan başka ilah yoktur. Yine şahadet ederim ki, Muhammet, Allah’ın kulu ve elçisidir.) dedi. Peygamberimiz Rabbinden bir çok vahiy olarak aynı yollardan geri döndü. Hz.Musa’nın yanına gelince Hz.Musa Allah sana neler emretti diye sordu. Peygamberimizde 50 vakit namazla emrolunduğunu söyledi.

    Hz. Musa, “Ya Rasûlâllah, elli vakit namaz çoktur. Bu, senin ümmetine aşır gelir, yapamazlar. Rabbine iltica et de hafifletsin.” dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammet (s.a.v) tekrar geri dönüp namazın hafiflemesini istedi. Önce on vakit kaldırdı. Peygamberimiz Hz. Musa’nın yanına gelip durumu bildirince; Hz. Musa, bunun da çok olacağını söyledi. Bu minval üzere Peygamberimiz birkaç kere geri dönerek Rabbine iltica etti. Böylece; namaz beş vakte kadar indirildi. Hz.Muhammed bunları Mekke’ye gelince anlattı. Hz.Muhammed ne anlatsa Hz.Ebu Bekir doğru söylüyordun Ya Muhammed derdi. Peygamberimizde ona “ Sıdık” unvanını verdi.

    Peygamberimize Miraç’ta verilen emirler.

    1- Her gün elli vakit sevabına denk, beş vakit namaz

    2- Bakara sûresinin son âyetleri

    3- Ümmetimden, hiç bir şeyi Allah’a ortak koşmayanlara cennet müjdesi.

  18. yılmaz dedi ki:

    HZ.ÖMER’İN HUTBESİ

    Kendimi Ebubekir’in yerine layık görürsem Allah’ın gazabını üzerime çekmiş olurum sonra bir basamak indi ve Allah’a hamd ve senalar ederek sözlerini şöyle buyurdu.

    “ Onunla tanınmanız için Kur’an okuyunuz. Onunla amel edesiniz ki ehilden olasınız hesaba çekilmezden önce nefislerinizi hesaba çekiniz. Çünkü böyle bir hesap sizin için daha kolay olur. O günde tartılmazdan önce nefislerinizi tartınız. Kendinden hiçbir şey gizlemeksizin Allah’a varacağınız o en büyük gün için hazırlanınız. Ayrıca şunu da bilesiniz ki ben kendimi Allah’ın malları üzerine yetim velisi gibi görüyorum.. Zengin olursam hiçbir şey almaksızın onu dağıtırım. Fakir ve ihtiyaç sahibi olacaksam ondan ihtiyacım kadar alırım.

    Hz.Ömer bir hutbesinde fazla savaş ve ölen Müslümanlar hakkında şunları Söyledi

    “ Ey Müslümanlar kadınlara verilen mehilde aşağıya kaçmayınız. Çünkü muhlin çokluğu dünyada şeref ve Allah katında bir takva olsaydı bunu hepinizden önce Hz.Peygamber yaparlardı. O hiçbir hanımı ve kızı için on iki ukiye den fazla mehil vermemiş ve almamıştır. Kadınlara fazla mal ve mehil verdiğinizde kalbinizde onlara karşı bir düşmanlık olur. Bir zaman gelir ki kadıda kırba pipine varıncaya kadar benimdir der. Ey insanlar bize ne oluyor ki kadınlar hakkından fazla mehil veriyorsunuz. Hz.Peygamber ve sahabeleri 400 dirhemden fazla mehil vermezlerdi. Eğer mehlin fazlalığı dünyada şeref ve Allah katında takva olsaydı siz onları asla geçemezdiniz. Ey insanlar kazada ölen biri için fazla kişi şehit oldu yada filan kişi şehit edildi demeyiniz. Çünkü belkide o adamı gayesi ticaret yapmaktı ve bunun içinde bileğinin terkisini altın veya gümüşle doldurmuştu. Savaşta ölenler için Hz.peygamber in dediği gibi kim Allah yolunda ölürse ve öldürülürse o cennettedir demiştir. Ey insanlar şunu biliniz ki Allahü Teala şükrü vacip kılmıştır. Sizin her hangi bir isteğiniz olmadığı halde dünyada ve ahirette vermiş olduğu şeyler karşılığında sizlerden ibadet sözü almıştır. O sizleri kendisine ibadet etmeniz için yaratmıştır. Bunun yerine o bizleri en kıymetsiz bir mahluk olarakta yaratabilirdi. O bütün mahlukatı sizin için sizide sade kendi zati için halk etmiştir. Görmüyor musunuz ki Allah göklere ve yerde olanların tamamını sizin istifadenize sunmuştur. Nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan etmiştir. Hal böyleyken insanlardan bir kısım vardır ki hiçbir bilgisi olmadan hiç bir rehber olmadan ve bir aydınlatıcı kitap olmadan Allah katında cebelleşir durur. Allahü Teala bilmeniz için karada ve denizde binekler yaratmış şükredesiniz diye size güzel ve temiz rızıklar göz ve kulaklar vermiştir.Üzerinizdeki nimetlerin bazıları Allahü Telanın tüm insanlara bahşetmiş olduğu nimetlerdir. Bazılarıda vardır ki bunlar sadece biz Müslümanlara verilmiştir. Bunların özelleride, genelleride sizin devletinize zamanınıza ve mehlinize mahsustur. Eğer size verilen u nimetlerden birisi dünyada bütün insanlar arsında paylaştırılmış olsaydı şükrünü edada aciz kalır ve bunun ağırlığı altında ezilirlerdi. Ancak Allah’a ve resulüne iman edenler müstesnadır. Çünkü Allahü Tela onlara yardım edecektir. Siz yeryüzüne halife kıldınız ve tüm yeryüzü sakinlerine hakkim olacaksınız. Allah dinimize yardım edecektir. Şu anda dinimize malif iki millet vardır. Bunlardan biri İslam’a ve Müslümanlara kör olmuştur.
    Sizlere cizye vermektedir. Meşaka ve zorlukları onlar çekmekte sizi alın terleriyle ve ellerinin kazançlarıyla beslemektedirler. Diğerleri ise korku içinde gece gündüz Allah’ın başlarına getireceği şeyleri ve azabı beklemektedirler. Allah onların kalbini korkuyla doldurmuştur. Öyle ki sığınacak bir kale bulamamaktadırlar. Kendilerini kılıçlarınızdan kurtarmak için kaçabilecekleri bir yere yoktur. Allah’ın orduları Müslümanlar onları baskı altına almışlardır. Bol rızıklar ve adete kaynayan ganimetler içerisinde peş peşe gelen orduların yardımıyla Müslümanlar her gün biraz daha ilerliyor ve yeni yeni yerler fethediyorlar. İslam’ın başlangıcından bu yana elde etmiş olduğumuz nimetler bu güne kadar hiçbir millete nasip olmamıştır. Şükredenlerin şükrü zikredenlerin zikri ve kendilerini ibadete vermiş olanların ibadetleri bu nimeti karşılayamaz. Bunun şükrü ancak sınırı olmayan Allah’ın yardımı rahmet ve lütfü ile mümkün olabilir. Kendisinden başka ilah olmayan Allahü Teala’dan bizi hakkıyla kabul etmeyi ve rızasını kazanmak yolunda adete birbirimizle yarışmayı nasip etmemizi dileriz. Ey Allah’ın kulları Allahü Teala’nın sizi imtihan etmekte olduğunu aklınızdan çıkarmayınız. Üzerinizde ki nimetini tamamlamanız için teker teker ikişer ikişer her nerede bulunursanız Allah’ı anınız ve kendisine şükrediniz. Allahü Tela Musa Aleyhisselam’a İbrahim suresi 5.ayette şöyle buyurmuştur. Bu ayet şudur “ Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’a isyan edenlerin tattırdığı felaket günlerini anlat” ve yine yüce Allah alemlerin efendisine de Enfal suresi 26. ayette “ Hatırlayın o zamanki sizler Mekke deyken sayıca azdınız. Yeryüzünde eziliyordunuz. İnsanların sizi kapıp esir almasından korkuyordunuz fakat Allah size Medine’de barındırıp Bedir harbinde gönderdiği meleklerin yardımıyla destekledi. Sizi güzel şeylerden ganimetlerden rızıklandırdı ki nimetlerine şükredesiniz” buyurmuştur. Ey Allah’ın kulları eğer zayıf ve dünya malından mahrum olduğunuz zaman Allah’a iman edip dinini tanıyarak ölümden sonra ki hayır ve mükafatları ümit etseydiniz bu sizin için öyle olurdu. Fakat siz insanlar arasında geçimi en dar cehalet ise en fazla olan kimseler oldunuz. Felaketten kurtulmuş kimseler olsaydınız bile dünyadan her hangi bir nasibiniz olmazdı. Dünyada size hiçbir şey verilmemiş olsaydı dahi ölümden sonra ki hayat için çalışıp onu her şeyin üstünde tutmanız gerekirdi. Kaldı ki Allahü Teala bütün mükafatı ahiret için saklamamış bu dünyada da nasibinizi vermiştir. Sizden bunların hepsini elde etmek isteyenlere Allah’ı hatırlatırım. Bunları Allah’ı gereği gibi tanıyıp onun için amel ederek kendinizi ona ibadet etmek konusunda zorlayarak verdiği nimetlere sevinip geri almasından korkarak elde edebilirisiniz. Nimeti inkar etmek ve nankörlükte bulunmak kadar onu elden çıkaracak başka bir şey yok ki. Nimete şükretmekse onun devamının hatta daha da çoğalmasının sigortasıdır. Ey Allah’ın kulları bunlar beni sizlere Allah’ın emir ve yasaları hususunda ki nasihatlerimdir. Hz.Ömer Al-i İmran suresini uhutta iki ordunun karşılaştığı günde sizden geri dönü kaçanları işledikleri bazı günahlardan ötürü şeytan kaydırmak istemişti. O günahlar ki terk etmemeleri gereken yeri terk etmeleriydi mealindeki 155. ayete kadar okuyarak şunları söyledi “ Ey insanlar uhut gününde biz Hz.Peygamberi bırakıp sağa sola kaçmaya başladık bende dağa çıkıncaya kadar koştum. Öyle kibir ceylan gibi sıçrıyordum. Bir ara bir yahudinin Muhammed öldü dediğini işittim bunun üzerine kim bundan sonra Muhammed öldürüldü derse onun boynunu vururum dedim. Nihayet Hz.Peygamber’in bize doğru geldiğini gördüm Müslümanlarda dönüp onun etrafında toplanıyorlardı. Bu olay üzerine Al-i İmran suresinin 144.ayeti kerimesi nazil oldu. “ Muhammed sadece bir peygamber ondan öncede nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz öfkelerinizin üzerinde geriyemi döneceksiniz. Kim topuğu üzerine geri dönerse bilsin ki Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri. mükafatlandıracaktır”

    Hz.Ömer camide bir hutbe okudu ve şunlar söyledi “ Ey İnsanlar kim Kur’andan bir şey okumak isterse Ubeyd bin’e baş vurdun. Kim miras meselelerini öğrenmek istiyorsa Zeyd bin Sabid’e gitsin. Kiminde fıkhı bir problemi varsa oda Muaz bin cebel’e müracaat etsin. Dünya malı isteyecek olanlarınızda bana gelsin. Çünkü Allahü Teala malı benim elime teslim etmiş ve beni ona dağıtıcı olarak görevlendirmiştir.” Hz.Ömer Şam’a geldiğinde Allah’a hamd-ü senalar ettikten sonra nasihat etti. İyiliği, emir ve kötülüğüde meh ettikten sonra Allah’ın resulü şimdi aranızda benim ayakta olduğum gibi ayağa kalkarak bize şu hutbeyi okudu.

    “ Ey İnsanlar cemaat’ten ayrılmayın, itaat edin. Çünkü Allah’ın eli cemaat üzerindedir. Şeytan tek kişiyle beraber tek kişiye göre iki kişiye daha uzat bir erkek bir kadının yanında sakın yalnız olarak kalmasın. Çünkü üçüncüleri şeytan olur. Mü’min ve Müslüman kişiliğin alameti yaptığı kötülüğe üzülmek yaptığı iyiliğe sevinmektir. Münafığın alameti ise yaptığı kötülüğe üzülmemek ve yaptığı iyiliğe sevinmemektir ki bir iyilik yaptığında onun sevabını ummaz ve kötülük yaptığında da cezasından korkmaz. Ey İnsanlar Dünyadan nasibinizi ararken orta yoldan ayrılmayın çünkü Allah rızkınıza kefil olmuştur. Ey İnsanlar başlanan bir işi yarım bırakmayın ve bütün işlerinizde de Allah’ta yardı m isteyiniz.”

  19. yılmaz dedi ki:

    HZ.MUSA’YI ISIRAN KARINCA

    Hz.Musa Allah’ın dinini yaymak için köy köy dolaşırmış. Bir gün bir köye gelmiş. Allah o köyü cezalandırmış fakat köyde yaşayan insanlar arasında çocuklar günahsızlarda varmış. Hz.Musa ise “ Ey Allah’ım günahkarları öldürdünde masum olanları, çocukları, günahsızları niye öldürdün. Şüphesiz ki senin merhametin sonsuzdur dedikten sonra yoluna devam etmiş. Dinlenmek için bir ağacın dibine oturmuş. Ağacın dibinde olan karınca Hz.Musa’yı ısırmış. Bunun üzerine Hz.Musa yerde bulduğu odunla bütün yuvayı yakmış. Çünkü Hz.Musa’ya gönderilen vahiylere göre karınca yakmak günah değil. O sırada Allah şöyle der “ Ey Musa seni bir karınca ısırmışken sen bütün yuvayımı yaktın. Suçlularla beraber olanlarla suçsuz karıncalarda yandı. İşte bende suçlu olan köyle birlikte suçsuzlarıda öldürdüm. Kıyamet gününde biz sulularla suçsuzları ayırırız.

  20. yılmaz dedi ki:

    SERVETİN SU KADAR DEĞERİ YOK

    Şakik hac’a gitmek üzere yola çıktı. Harun Reşad bunu haber alınca Şakik’i yanına çağırdı. Şakik Harun Reşad’a nasihatler etti. Harun Reşad azıcık daha nasihat et dedi.

    Şakik : Diyelim ki ıssız bir çöl’e düştün. Çöl’de su yok ve sen azcık daha susuz durursan susuzluğa dayanamayıp öleceksin. Adamın teki gelip sana 1 tas su verecek ama karşılığında malının yarısını alacak. Malının yarısını verir misin? vermez misin?

    Harun Reşad : Veririm

    Şakik : Tamam malının yarısını o adama verdin. Çöl’den de kurtulduktan sonra içtiğin o suyu çıkarma ihtiyacı duyacaksın. İdrar’ını çıkartacaksın fakat çıkartamıyorsun. Adamın teki seni bu dertten kurtaracağını söylüyor ve malının diğer yarınsı istiyor verir misin? Vermez misin ?

    Harun Reşad : Veririm

    Şakik : Gördün mü? sen şu servetinin çıkardığın idrar kadar hatta su kadar bile değeri yok.

  21. yılmaz dedi ki:

    HZ.İBRAHİM’İN ALLAH’I BULMASI

    Hz.İbrahim putlara tapmıyor fakat kendisini neyin yarattığını bilmiyormuş. Gece olmuş gökte ay’ı görmüş. Bizi herhalde ay yarattı demiş. Gündüz olmuş bakmış Ay yok güneş var. Demek ki bizi ay değil güneş yarattı demiş. Gece olmuş bakmış tekrar ay var güneş yok. Sonra bu güneşi ve ay’ı kim yaratmışsa bizleride o yaratmıştır demiş ve öyle ilerleyerek Allah’ı bulmuş

  22. yılmaz dedi ki:

    GÖBEK NASIL ORTAYA ÇIKTI

    Bütün melekler Hz.Adem’e secde edip bir tek şeytan secde etmediği zaman Allah şeytanı kibirlendiği için yanından kovdu. Bunun üzerine şeytan Allah’A “ Bende senin yolundan gidenlerin yolunu hep çevireceğim. Onları pusuya düşüreceğim ve elimden geldiğince onları sana ibadet etmemelerini sağlayacağım” dedikten sonra Hz.Adem’e tükürdü. Tükürük göbeğimizin olduğu yere midemizin tam ortasına geldi ve böylece şeytan’ın tükürdüğü yerde göbek oluştu.

  23. yılmaz dedi ki:

    GIRTLAĞIMIZDAKİ YUVARLAK ŞEY NASIL YARATILDI

    Şeytan Havva annemizi Hz.Adem’in yasak ağaçtan yemesi için kandırdı. Hz.Havva ise Hz.Adem’e “ bu ağacın meyvesinden ye çok güzel ben yedim hiçbir şey olmadı “ der. Hz.Adem meyveyi alır ve yutacağı sırada gırtlağındayken aklına gelir “ Allah bana bu ağaçtan yememi yasaklamıştı” der. Meyve tam gırtlağından kalır ve sonra midesine iner. Böylece gırtlağımızdaki yuvarlak şey Hz.Adem’in yediği meyveden ortaya çıkmıştır.

  24. yılmaz dedi ki:

    HZ.ADEM

    Hz.Adem İslam inancına göre ilk insan ve ilk peygamberdir. Allah Cebrail’i yeryüzüne toprak alması için gönderdi. Cebrail toprağı alacağı sırada toprak “ Senin toprağımı çirkinleştirip koparmandan Allah’a sığınırım” dedi. Cebrail ise görevini yerine getiremeden Allah’ın huzuruna döndü. Allah Mikail’i gönderdi ve Mikail’de toprağı alamadan geldi. Allah son olarak ölüm meleği olan Azrail’i gönderdi. Toprak tekrar “ Toprağıma dokunup ona çirkinleştirmenden Allah’a sığınırım dedi. Azrail ise” bende senin toprağından almayıp görevimi yerine getirmeyip Allah’ın huzuruna çıkmaktan Allah’a sığınırım dedi ve bir beyaz topraktan bir siyah topraktan aldı. Bu yüzden adem oğulları beyaz ve siyahdır. Allah ademe topraktan bir şekil yarattı ve toprağa ruh üfledi. 40 sene boyunca Hz.Adem heykel şeklinde durdu. Hz.Adem insan olduğu vakit Allah’a bütün meleklere Adem’e secde edin dedi. Bütün melekler Hz.Adem’e secde ettiler. Bir tek Şeytan secde etmedi ve şöyle dedi.” Beni ateşten yarattın onuda topraktan o benden üstün değil niye ona secde edecekmişim” bunun üzerine Allah!da “ sen artık aramızda değilsin çünkü sen kibirlendin, kibirlenenlerin burada işi yoktur” Şeytan ise “ Allahım bende senin yoluna gidenleri hep pusuya düşüreceği ve onları yolunda saptıracağım.” Der ve şeytan kovulur. Hz.Adem bir gün rüyasına Hz.Havva’yı düşler ve uyandığı zaman Hz.Havva yanındadır.

    Allah Hz.Adem’e ve Hz.Havva’ya istediğiniz ağaçtaki meyveyi yiyebilirsiniz ama şu ağaca dokunmayın der. O ağaç yasak ağaçtır. Hz.Adem ve Hz.Havva yasak ağaçtan hiç yemezler.

    O günlerde şeytan cennetin kapısına yaklaşabiliyordu. O zamanki yılanlarda 4 ayaklı deve gibiydi.

    Şeytan yılanın sakalına, ayağına yada karnına saklandı ve yılanla birlikte cennete girdi ve Hz.Adem ile Hz.Havva’ya “ Allah sizi yakında cennetten atacak ama eğer o ağaçtan yerseniz Allah size cennetten atmayacak beni
    Allah gönderdi” der ve Hz.Adem ile Hz.Havva ağaçtan yerler. Allah’ta onları cezalandırır ve dünyaya gönderir.

    Yılana verilen ceza ise bir rivayete göre “ senin ayaklarını alıyorum sürüngen bir hayvan olarak yaşayacaksın” diğer rivayete göre ise “ şeytan Adem oğullarını gördüğün yerde ısır ama Adem oğulları da seni gördükleri yerde kafanı ezecekler.” Diğer bir rivayete göre ise her ikisi de söylenmektedir. Yılana ceza verilir.

    Hz.Adem ile Hz.Havva cennetten dünyaya gönderilir. Hz. Adem ile Hz.Havva dünyada 200 sene kalırlar. Hz.Adem 40 yıl aç durur. Hz.Adem ve Hz.Adem bir çok kez Allah’a yalvarırlar ama hala dünyadadırlar. En sonunda Hz.Adem “ Allah’ım son peygamber olan Hz.Muhammed’in yüzü suyu hürmetine bizi affet” der. Allah ise Hz.Adem’e “ Sen Hz.Muhammed’i nerden biliyorsun” der Hz.Adem ise şöyle cevap verir” Allah’ım cennete girdiği zaman birinci sırada senin adın ikinci sırada Hz.Muhammed’in adı yazılıydı oradan biliyorum” der ve Allah Hz.Adem ile Hz.Havva’yı affeder ve onları Arafat’ta buluşturur ve onları affeder. Dünyada mutlu bir şekilde yaşarlar

    HABİL İLE KABİL

    Hz.Adem ile Hz.Havva’nın bu güne kadar olan çocukları erkek, kız, erkek, kız olarak doğardı. Ama Hz.Havva bir gün iki oğlan doğurdu. Bunlar Habil İle Kabil idi. Hz.Havva’nın erkek olan çocukları kız çocukları ile evlendirilirdi. Habil ile Kabil’le birlikte doğan kız’a her ikiside talipti. Bunun üzerine Hz.Adem dedi ki ikinizde Allah’a kurban edin. Allah hanginizin kurbanını kabul ederse kızı ona vereceğim. Habil ile Kabil Allah’a kurban kestiler. Kabil’in kurbanı ateş aldı fakat Habil’in kurbanı ateş almadı. Bunun anlamı Kabil’in kurbanı kabul edilmiş fakat Habil’in kurbanı kabul edilmemiş. Bunun üzerine Kabil Habil’e darılır ve “ seni öldüreceğim” der Habil ise Kabil’e” sen beni öldürsen de ben sana karşılık vermeyeceğim. Çünkü ben cehennemliklerden olmak istemiyorum” diye cevap verir. O güden sonra Kabil hep Habil’i takip eder kovlardı. Bir gün Habil’i dağda uyurken gördü aldığı taşla kafasını ezdi. Hz.Adem bu olaydan sonra 100 yıl daha yaşadı ve sonra cennete gitti. Hz.Adem’in yaşadığı bu olaydan sonra yaşadığı 100 senelik hayatta hiç yüzü gülmedi. Hz.Adem öldükten sonra şeytan Kabil’in yanına geldi ve şöyle dedi” Ey Kabil, Habil ateşe tapardı bu yüzden onun kurbanı ateş aldı. Sende ateşe tap” dedi ve Habil ilk ateşperest oldu.

  25. yılmaz dedi ki:

    HZ.ŞİT

    Hz.Şit Kabil’in Habil’i öldürmesinden beş veya 30 yıl sonra dünyaya gelmiştir. Hz.Adem’in en çok sevdiği oğludur. Onu oğulları arasında reis ilan etmiştir. Hz.Adem vefat edeceği zaman Hz.Şit’i bütün yeryüzünün halifesi yaptı. Hz.Şit’in yüzünde Hz.Muhammed (s.a.v)’in nuru intikal ederdi. Hz.Şit’e 50 suhuf gönderildi. Hz.Adem öldükten sonra Hz.Şit’i peygamber ilan etti. Hz.Şit 1000 şehir kurdu ve her şehrin kapısına “ La ilahe illallah Adem safvetullah yazdı. Hz.Şit Habil’in çocuklarına ve torunlarına Allah’ın yasak ve emirlerini anlattı. Fakat onlar tekrar azgınlığa devam ettiler. Şit aleyhisselam vefat etmeden önce Oğlu Enus’u halife ilan etti

  26. yılmaz dedi ki:

    HZ.İBRAHİM

    Hz.İbrahim Allah’ı hep severdi ve bilirdi, bir gün Cebrail Hz:İbrahim’in yanına gelip peygamber olduğunu iletti ve Hz.İbrahim’e sen Allah’ın habercisi olduğunu söyledi. Hz.İbrahim o günden sonra insanları puta taptırtmamaya çalıştı fakat insanlar azgınlıklarına devam ediyorlardı. Hz.İbrahim Sare’ye aşıktı. Sare’nin babasından Sare’yi istedi. Sare’nin babası Hz.İbrahim’e Sare’yi verdi. Hz.İbrahim bu putlara tapan ülkede ( yaşadığı ülkede ) kalmak istemiyordu ve Mısır’a gitti. Mısır’ın firavunu bütün güzel kadınları toplatırdı. H.İbrahim ise bunu bildiği için Sare’yi bir çuval’a koyup götürmek istedi. Fakat firavun’un askerleri çuval’ın içinden Sare’yi buldular. Sare çok güzel bir kadındı. Firavun Sare’yi görür görmez hemen yanına çağırdı. Firavun Sare’ye tam dokunacağı anda Sare Allah’a dua etti ve firavunun elleri kurudu. Firavun bunu nasıl yaptın diye sorunca, Sare Allah’a yalvardım ve beni senin elinden kurtardı, dedi. Firavun o zaman dua ette o Allah’ına ellerimi düzeltsin. Sare dua etti firavun’un eli düzeldi. Firavun Sare’ye tekrar elini sürmek istedi ve elleri tekrar kurudu. Sare tekrar Allah’a yalvardı ve tekrar eli düzeldi.

    Bu 3.defa daha oldu. Sonunda firavun Sare’ye dokunamayacağı anladı ve firavun Sare’nin hizmetine Hacer adında bir köle verdi. Hz.İbrahim bu köleyi çok beğendi ve Hacer ile evlendi.

    Sare hep Hz.İbrahim’den bir çocuk istiyordu fakat bir türlü çocukları olmuyordu. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra Hz.İbrahim’in Hz.Hacer’den İsmail adında bir oğlu oldu. İsmail büyüyüp 6-7 yaşına geldiği zaman Sare Hz.İbrahim’e onları buradan götür dedi. Hz.İbrahim bunu nasıl yaparım onlar benim karım ve çocuklarım dedi.

    Hz.İbrahim Sare’nin yanından gidince Allah tarafından Hacer’i ve İsmail’i dağa götürüp bırakması emredildi ve Cebrail gökten Burak’ı indirdi. ( Burak, peygamberimizin devesinin adı ). Hz.İbrahim, Hz.İsmail’i ve Hz.Hacer’i alarak safa tepesine bıraktı. Çok geçmeden Hacer ve İsmail susadılar. Hz.Hacer Hz.İsmail’e su bulabilmek için Safa ile Merve tepelerinde 7 kez dolaştı.

    Sonra Hz.İsmail’in topuğundan su fışkırdı. Bu su zemzem suyu idi. Hz.İsmail büyüdü. Hz.İsmail ve Hz.Hacer Yorham kabilesinde yaşıyorlardı. Yorham kabilesi Hz.İsmail’i çok seviyordu.

    Hz.İsmail büyümüştü. Hz.İbrahim’e Allah tarafından emir geldi. Karının ve çocuğunun yanına git ve çocuğunu Allah’a kurban et. Hz.İbrahim için çok zorda olsa kabul etti. Çünkü Allah’ı değil oğlundan her şeyden herkesden, daha çok seviyordu. Hz.İbrahim oğlunun ve karısının yanına gitti.

    Hz.İbrahim oğlu Hz.İsmail’i aldı ve onu kurban etmek için yola koyuldu. Yolda şeytan Hz.İsmail’in etrafında dönüyordu. Hz.İbrahim bunu gördü ve şeytana taş attı. Ardından şeytan Hz.İbrahim’e şöyle dedi “ Ne yapıyorsun peygamber oğlunu öldürmeye dayana bilecek misin ? Ömrünün sonuna kadar oğlunu öldürmenin acısıyla yaşayacaksın. Yorham kabilesi İsmail’in intikamını senden alacaktır.”. Hz.İbrahim tekrar şeytana taş attı ve o günden sonra hac’da herkes Hz.İbrahim’in şeytana taş attığı yerde şeytan taşlıyor. Hz.İbrahim oğlu Hz.İsmail’i kurban edeceği anda bir ses gelir “ Ey İbrahim oğlunu bırak, bu zorlu sınavıda geçtin, Allah ona yalvaranları asla cezalandırmaz. Bu zorlu sınavıda geçtiğin için kendin ile gurur duy” der ve Hz.İbrahim Hz.İsmail’i bırakır. Sonra Allah Hz.İbrahim’e son görevini verir. Görevi Hz.İsmail ile birlikte Kabe’yi kurmaktır ve kabeyi kurarlar. Sonra Hz.İbrahim’in Sare’den İshak adında bir oğlu daha olur.


  • RSS
  • Linkedin
  • Digg
  • Facebook
  • Twitter
  • Youtube

Popular Posts

Çalismiyorsan Devle

Hükümetimiz yeni bir saçmalığa daha imza atmak üzere.  Genel Sağlık ...

Adınızın Japoncas

Bu aralar cok moda olan bişey varsa bu da sanırım ...

Bugun Mevlid Kandili

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) 'in doğdugu gunun kutlanması anlamına gelen Mevlid ...

Arama Motoru.. Hepsi

Bir webmasterin en vazgeilmezidir arama motorları. Sitesini daima tarfiğini yuksek ...

Hamachi Kur Ağını

Hamachi, hiç bir ayar gerektirmeden sanal ağ'lar (Virtual Private Network ...

Sponsors

  • Cheap reliable web hosting from WebHostingHub.com.
  • Domain name search and availability check by PCNames.com.
  • Website and logo design contests at DesignContest.net.
  • Reviews of the best cheap web hosting providers at WebHostingRating.com.