Bir Koyuncan’ın Gunluğu..!!

1145

KOYUN

Ah su guzel suratlı koyunlar yokmu yaa.!! Nasıl da sevimlidirler. Mee !! Mee!! diye ortalarda dolanırlar ya cok komik olurlar hakikaten.. Bunlar neredeyse yaratıldığı gunden bu yana insanların hep yanında hayvanı, bardağında sutu, tabağında yoğurdu, sırtında yun giyeceği bayramda kurbanı oldu.. Cok talihsiz bir hayvan olmustur hep gariplerim.. Hz İbrahim’e  bile o kadar hayvan arasında bu garibim gelmiş tabi bunun kocası mahiyetinde koc yani.. Bunların tek sucu konusmamaları herseyi içlerine atmaları.. Ne derseniz “mee abim olur abi” .. Ulen azcık da asi ol demi… Yok herseye eyvallah dersen olacağı da bu..  Bizim halkımızı da bu ve turdeslerine benzetmenin sebebi de bu bizler de herseyi içimizden yaşar tepki gostermeyiz.. Biri ne derse kayıtsız ve şartsız hemen inanır pesinden gider bir “yapmaa..!! etmeee!!! ” demeyiz.. Yakında da secimler var ya kısmetse cobanımızı da sececeğiz ve zaten bir kurban bayramından diğerine kadar olan ömür çizelgemizi de boylelikle harcayacağız. Kurban bayramı deyince gecenlerde elime bir gunluk gecti. Herseyi içine atan içine kapanık bir koyuncanın toynaklarından kaleme gecen bir gunluk. Kurban arefesinde hislerini bu gunluğe dokmus. Gelin bir beraber goz atalım ne demiş içli mi içli koyuncanımız…!!

Koyunun Günlüğü

1. GÜN:


Sevgili günlük, bugün bayramın ilk günü. 10 gündür elimden geleni yapıp bi şekilde satılmamayı başardım. Arkalara kaçtım, sürekli yüzüme hastalıklı bir hava verdim. Şans da yüzüme güldü, bugüne geldik. Ama bu iş boşlamaya gelmez. Her an biri gelebilir, orama burama bakıp, şu başımda dikilen herife kilomu sorabilir. O da zaten beni satamadı diye gıcık, en az 10 kilo fazla söyler. Adam inanıp alır beni evine götürür, evin küçük kızı gelip beni sever, oynar. 1 gün sonra o kızın babası gözlerimi bağlayıp besmele çekip bıçağı boğazıma dayar ve keser. O sırada hayatım gözlerimin önünden bir film gibi geçer. Film de film olsa. Hep aynı kare: Ot yiyorum, etrafa bakıyorum, ot yiyorum etrafa bakıyorum… Hayat mı bu be? Dünyaya gel, birkaç sene ot ye, sonra seni yesinler!

2. GÜN:

Sevgili günlük, ben eşeğim. Yani koyunum ama eşeğim. Sana dün ne dediysem oldu, iyi mi?! Saatine mi geldi nedir?! Şu an herifin birinin bahçesindeyim. Şu saate kadar bayramlaşmaydı, gelen giden falandı derken beni kesmediler ama en geç yarın bu iş biter! Kesecekler beni günlük duyuyon mu? Kıyacaklar kınalı kuzuna. Hayır boğa olsaydım, sahibimin elinden kaçar, sokaklarda terör estirirdim. Televizyonlardaki bütün haber bültenleri beni gösterir, en azından ölmeden meşhur olurdum. Ama tabiatım boğa kadar asabi değil ki! Koyun gelmişiz, koyun gideceğiz

3. GÜN:

Günlük, inanmayacaksın ama hâlâ hayattayım. Bunlar beni kesmeyecek galiba. Şaka yapıyorlar. Camdan bakıp bakıp gülüşüyorlar. Son gün de beni salacaklar. Haklısın! İyimserliğin de bu kadarına yuh artık. Yok yok bu defa işim zor, hem de çok zor. Yarın görüşemeyiz, hakkını helal et.

4. GÜN:

Günlük, benim ben. Hahahaha!! Yırttım oğlum. Bu sabah aslında tam gidiyordum, adam bıçakları, tülbenti hazırladı. Yanıma koydu. Tamam dedim, bu sefer ağzımla kuş tutsam yolcuyum. Sonra ‘ne dedim lan ben’ dedim kendi kendime. Ağzımla kuş tutmak! Tabii ya! Kuş gribi. Bunu bir becerirsem ağzımda kuşla beni hayatta kesmezler. Hemen dalda duran bir kuştan rica ettim. Gel iki dakika ağzımın içinde dur sonra uçarsın hesabı. Kuş gıcık çıktı. “Hay senin kafana” deyip tam kesilirken kafamın orta yerine hacetini bıraktı. Bunu gören sahibim panikleyip kuş gribi olmamak için beni saldı. Kafana kuş pislemesi uğurlu gelir derlerdi de inanmazdım. Bayram diye buna derim oğlum! Değmeyin keyfi -meeeee!!!




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir